The Brutalist (2024) Eleştirisi — 3,5 Saat Süren Bir Opus

Brady Corbet'ın VistaVision formatında çektiği The Brutalist; Adrien Brody'nin Oscar'a uzanan performansıyla 20. yüzyılın göç, sanat ve kimlik epiğini bağımsız sinemanın imkânlarıyla yeniden tanımlıyor.

Yazar: Meral Yıldız

Sinema Film

Brady Corbet, The Brutalist'le bağımsız sinemanın ne kadar büyük düşünebileceğini kanıtladı. 215 dakikalık, VistaVision formatında, Holokost'tan kaçan bir mimarın Amerika'daki hayatını anlatan bu film; 2024'ün tartışmasız en iddialı bağımsız yapımı ve muhtemelen bu on yılın en önemli filmlerinden biri.

Filmin Anatomisi

YönetmenBrady Corbet SenaristlerBrady Corbet, Mona Fastvold OyuncularAdrien Brody, Felicity Jones, Guy Pearce, Joe Alwyn Yapım Yılı2024 (ABD/İngiltere) Süre215 dakika (aralıklı) Ödüller3 Academy Award (Film, Erkek Oyuncu, Film Müziği), Venice Gümüş Aslan (Yönetmen) Mimari, sanat ve patron-sanatçı dinamiği üzerine 215 dakikalık bir opus.

László Tóth: Kırık Bir Dehanın Portresi

1947. Macaristan'dan Amerikan kıyılarına ulaşan László Tóth (Adrien Brody), Bauhaus geleneğinde yetişmiş bir mimardır. Holokost'tan sağ çıkmış, eşini geride bırakmış (ya da kaybetmiş), her şeyi yeniden inşa etmeye çalışıyor. Amerika'da kendisine bir yerini yaratmaya çalışıyor — ama bu ülke ona hem fırsat hem de tuzak sunuyor.

Corbet, bu hikâyeyi iki bölümde anlatıyor. İlk bölüm László'nun Amerika'ya uyum sürecini, ikinci bölüm ise hayatının en büyük projesini ve bu projenin getirdiği yıkımı kapsıyor. Aradaki aralıkta izleyiciye nefes alması için zaman tanınıyor.

Adrien Brody: Kariyer Zirveye Dönüş

Brody, 2003'te The Pianist ile Oscar kazandığında henüz 29 yaşındaydı. The Brutalist'te ise ikinci Oscar'ını kazandı — ve bu sefer daha olgun, daha karmaşık, daha katmanlı bir performansla. László, hem cesur hem kırılgan, hem inatçı hem umutsuz bir insan. Brody, bu paradoksu her sahnede taşıyor.

"Güzel olan şeylere ihtiyacımız var. Çünkü onlar bizi hatırlatıyor — neyi inşa etmemiz gerektiğini." — László Tóth

Brady Corbet'in VistaVision kadrajı: görkemli ama soğuk bir Amerika.

VistaVision Formatı: Görsel Cesaret

Corbet ve görüntü yönetmeni Lol Crawley, The Brutalist'i geniş ekran VistaVision formatında çekmeyi tercih etti. Bu format, 1950'lerde popülerdi ama dijital çağda neredeyse terk edilmişti. Bu tercih rastlantı değil: geniş horizontlar, büyük mimarı mekânlar, insan figürlerinin çevresiyle ilişkisi — bunların hepsini VistaVision'ın geniş kadrajı mümkün kılıyor.

Sonuç: görkemli ama soğuk, büyük ama yalnız bir Amerika görüntüsü. Tıpkı László'nun deneyimlediği Amerika gibi.

Amerika'nın Vaadi ve Gerçeği

Film boyunca Corbet, Amerika'nın göçmenlere sunduğu vaadi ve bu vaadin nasıl işlediğini — ya da işlemediğini — sorguluyor. Harrison Van Buren (Guy Pearce), László'ya hem destek olan hem de onu araçsallaştıran zengin hayırsever. Bu ilişki, sanatçı-patron dinamiğinin hem tarihsel hem de çağdaş bir eleştirisini sunuyor.

Uzunluk ve Sabır

215 dakika ciddi bir talep. Ama Corbet, bu uzunluğu doldurmayı biliyor. Her bölüm kendi içinde mantıklı, her sekans dramatik olarak gerekli. Aralık uygulaması da akıllıca: izleyici filmden çıkarken, László'nun hikâyesini hem aklında hem de bedeninde taşıyor.

Adrien Brody'nin László Tóth'u: Bauhaus geleneğinden Amerikan rüyasına.

Sonuç

The Brutalist, bağımsız sinemanın büyük bütçeli epiklere rakip olmaktan korkmaması gerektiğini kanıtlıyor. Brady Corbet, bu filmle kuşağının en cesur yönetmenlerinden biri olduğunu ilan etti. Adrien Brody ise en yüksek seviyede oyunculuğun nasıl göründüğünü hatırlattı.

İzlemek sabır istiyor. Ama bu sabır, her saniyesinde karşılığını veriyor.

Kimlere Öneririz: Epik sinemanın büyük anlatılarını sevenler; göç ve kimlik üzerine derin düşünenler; Adrien Brody ve Brady Corbet'ı yakından takip edenler.