Merdivenlerden Aşağı Akan Sınıf: "Parazit" ve Filmin Ekonomi Politiği

Bong Joon-ho'nun Oscar'lı Parazit'i bir gerilim filmi kadar heyecanlı bir sınıf çözümlemesi. Beljajewa ve Ferro'nun gözünden bakınca soru netleşiyor: asıl parazit kim?

Yazar: Meral Yıldız

Sinema Dram

Yönetmen Bong Joon-ho (Busan Film Festivali). Kaynak: Wikimedia Commons.

Bong Joon-ho'nun 2019 yapımı Parazit (Gisaengchung), Cannes'da Altın Palmiye'yi kazandı, ardından Oscar'da En İyi Film ödülünü alarak İngilizce dışındaki bir filmi ilk kez zirveye taşıdı. Ama filmi asıl unutulmaz kılan ödülleri değil, anlattığı şey: sınıf. Parazit, yoksul Kim ailesinin zengin Park ailesinin evine tek tek sızmasını izler ve bunu yaparken kapitalizmin en temel gerilimini bir gerilim filmi kadar heyecanlı biçimde perdeye taşır.

Bu yazıda filme iki mercekle bakacağız: S.N. Beljajewa'nın Ekonomi Politik'inde işlenen sınıf ve emek kavramları, bir de Marc Ferro'nun "filmi bir toplumun karşı çözümlemesi olarak okuma" yöntemi.

Zengin aile bir dakika bile hizmetçilerin emeği olmadan yaşayamaz. Öyleyse asıl 'parazit' kimdir?

Hikâye: Yukarısı ve aşağısı

Kim ailesi bir bodrum katında yaşıyor: sokak seviyesinin altında, tuvaleti yüksekte, penceresinden sarhoşların işediği bir yarı yeraltı dünyasında. Oğul, sahte bir diplomayla zengin Park ailesinin kızına İngilizce öğretmeni olur, ardından ailenin diğer üyeleri de birer kimlikle (sanat terapisti, şoför, hizmetçi) aynı eve sızar. Her şey mükemmel giderken evin bir sırrı ortaya çıkar ve film kara komediden trajediye dönüşür.

Filmin asıl dehası, mekânı bir sınıf haritasına çevirmesinde. Zenginler tepede, ışıklı bir villada; yoksullar aşağıda, bodrumda ve en dipte, gizli bir sığınakta yaşıyor. Karakterler durmadan merdiven çıkıp iniyor. Yağmur yağdığında su, zenginlikten yoksulluğa akan gerçek bir nehir gibi, yukarıdan aşağıya, Park'ların bahçesinden Kim'lerin evini basmaya akıyor.

Beljajewa'nın merceği: Emek, sınıf ve "parazit" kim?

S.N. Beljajewa'nın Ekonomi Politik kitabı, kapitalist üretim biçimini çözümlerken temel bir soru sorar: değeri kim üretir, kârı kim alır? Kitabın "Sermaye ve Artık Değer" bölümünde anlatılan klasik çerçeveye göre emekçi kendi ücretinden fazlasını üretir; bu fazlaya, yani artık değere, sermaye sahibi el koyar. İlişki karşılıklı bağımlılık kadar bir sömürü ilişkisidir de.

Parazit'in başlığı tam da bu noktada kışkırtıcı bir soru sorar: Parazit kimdir? Film, yüzeyde yoksul Kim ailesini "zengine yapışan asalaklar" gibi gösterir. Ama Beljajewa'nın çerçevesiyle bakınca ilişki tersine döner: Park ailesi, hayatını sürdürebilmek için tümüyle emekçilere bağımlıdır. Yemeklerini biri pişirir, çocuklarına biri bakar, arabalarını biri sürer, evlerini biri temizler. Zengin aile bir dakika bile hizmetçilerin emeği olmadan yaşayamaz. Öyleyse asıl "parazit", yani başkasının emeğiyle geçinen, kimdir?

Film bu soruyu hiçbir zaman açıkça sormaz, ama tüm mimarisi bu soruyu izleyicinin zihninde kurar. Beljajewa'nın kavramları, filmin sessizce anlattığı şeyi yüksek sesle okumamızı sağlıyor.

Ferro'nun merceği: Filmin ele verdiği toplum

Marc Ferro'ya göre bir film, çekildiği toplumun bilinçdışını taşır. Parazit, Güney Kore'nin ve aslında tüm küresel kapitalizmin 2010'lardaki en yakıcı gerçeğini, gelir uçurumunu, bir aile draması biçiminde ele veriyor. Filmdeki bodrum katı sadece bir dekor değil; Güney Kore'de gerçekten var olan banjiha denen yarı yeraltı konutlarının, yani ucuz ama insanlık dışı barınma biçiminin belgesi.

Ferro'nun yöntemiyle bakınca Parazit bir "karşı çözümleme"dir: resmî anlatının ("çalış, başaracaksın") sakladığı şeyi, sınıf hareketliliğinin fiilen imkânsızlığını, açığa çıkarır. Oğulun sahte diploması bile anlamlıdır: Bu toplumda yukarı çıkmanın tek yolu kuralları dürüstçe oynamak değil, sistemi kandırmaktır. Film, bir dönemin umutsuzluğunu bir gerilim kurgusunun içine gizlemiştir.

İki ailenin ekonomisi bir sahnede

Parazit'in ustalığı, bu soyut ekonomik ilişkileri elle tutulur, kokusu duyulur hâle getirmesinde. Filmdeki en can alıcı ayrıntılardan biri "koku"dur: Zengin baba, yoksul şoförün üzerinde tarif edemediği bir koku olduğunu söyler, "metroya binen insanların kokusu." Bu koku, sınıfın bedene işlemiş, yıkanmakla çıkmayan izidir. Beljajewa'nın soyut "sınıf" kavramı, burada bir koku kadar somut, bir aşağılama kadar keskin hâle geliyor.

James Monaco'nun terimleriyle bu, saf bir "yananlam" işçiliğidir: perdede gördüğümüz basit bir koku jestidir (temelanlam), ama taşıdığı anlam bütün bir sınıf sistemidir (yananlam). Bong Joon-ho, tek bir cümle kurmadan, bir burun kırıştırmasıyla sömürünün en derin katmanını anlatıyor.

Sonuç: Eğlenceyle uyandırmak

Parazit'in belki en büyük başarısı, bir ekonomi politik dersini bir gişe filmi hazzıyla vermesi. İzlerken gülersiniz, gerilirsiniz, irkilirsiniz ve salondan çıktığınızda dünyayı bölen çizgiyi biraz daha net görürsünüz. Beljajewa'nın Ekonomi Politik'i bu çizgiyi kavramlarla anlatır; Ferro bu çizginin filme nasıl sızdığını okumayı öğretir; Bong Joon-ho ise onu unutulmaz bir görüntüye, yağmurda yukarıdan aşağı akan o suya, çevirir.

Bir dahaki sefere "sınıf" kelimesi size fazla soyut geldiğinde, Parazit'in merdivenlerini hatırlayın. Kimin çıktığını, kimin indiğini ve suyun hep hangi yöne aktığını.

Bu yazının dayandığı kaynaklar

  • Beljajewa, S.N. Grafik ve Örneklerle Ekonomi Politik, Kapitalist Üretim Biçimi. "Sermaye ve Artık Değer", "Kapitalist Üretim Biçiminin Genel Özellikleri" bölümleri.

  • Ferro, Marc. Sinema ve Tarih. Çev. Handan Demir. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. "Film, Bir Toplum Karşı Çözümlemesi?" bölümü.

  • Monaco, James. Bir Film Nasıl Okunur? Çev. Ertan Yılmaz. İstanbul: Oğlak Yayıncılık, 2002. "Temelanlam ve Yananlam" bölümü.