Güzelliğin Tehlikesi: "İradenin Zaferi" ve Tarafsız Görüntü Yalanı

Bir film hem teknik olarak dâhiyane hem de ahlaki olarak iğrenç olabilir mi? Riefenstahl'ın propaganda başyapıtını, Ferro'nun "haber filminin eleştirisi" fikriyle okuyoruz.

Yazar: Meral Yıldız

Sinema Belgesel

Yönetmen Leni Riefenstahl (1935). Kaynak: Wikimedia Commons.

Sinema tarihinin en rahatsız edici sorularından biri şudur: bir film hem teknik olarak dâhiyane hem de ahlaki olarak iğrenç olabilir mi? Leni Riefenstahl'ın 1935 yapımı İradenin Zaferi (Triumph des Willens), bu soruyu en keskin haliyle önümüze koyar. Film, 1934 Nürnberg Nazi Parti Kongresi'nin bir kaydı olduğu kadar, belgesel sinemanın tekniklerini kullanarak inşa edilmiş, tarihin en etkili propaganda araçlarından biri olan bir kitlesel ikna makinesidir.

Bu filmi sadece izlemek yetmez, okumak gerekir. Ve bunun için Marc Ferro'nun Sinema ve Tarih'teki uyarısından daha iyi bir rehber yok: tarafsız görüntü diye bir şey yoktur.

'Sadece gösteriyorum' diyen görüntü, çoğu zaman en çok gizleyen görüntüdür.

Bir "belgesel"in anatomisi

İradenin Zaferi, yüzeyde tek bir şey yapıyormuş gibi görünür: bir olayı kaydetmek. Hitler'in uçakla Nürnberg'e inişi, geçit törenleri, konuşmalar, on binlerce insanın disiplinli koreografisi. Kamera hiçbir yorum yapmıyormuş, sadece olanı gösteriyormuş gibi davranır. İşte tam da bu, propagandanın en büyük hilesidir: kendini yorum değil, gerçeğin ta kendisi gibi sunmak.

Oysa filmde kaydedilen hemen her şey aslında kurgulanmıştır. Kongre, büyük ölçüde filmin çekimi için tasarlandı. Riefenstahl'ın emrinde otuzdan fazla kamera, raylar, asansörler, hatta bir uçak vardı. Hitler'i sürekli alttan çekti, gökyüzüne karşı; onu neredeyse bir tanrı gibi anıtlaştıran bir açıyla. Kalabalıkları yukarıdan, geometrik desenler halinde gösterdi; bireyleri silip onları itaatkâr bir kütleye dönüştürerek. Hiçbir kare masum değildir, her biri bir duyguyu, bir hiyerarşiyi, bir ideolojiyi inşa eder.

Ferro'nun dersi: Haber filminin eleştirisi

Marc Ferro, Sinema ve Tarih'te "Haberlerin Eleştirisi" başlığı altında tam da bu meseleyi ele alır: belgesel ve haber filmi (newsreel) sözde tarafsızdır, ama aslında en manipülatif biçimlerden biri olabilir. Ferro'nun temel uyarısı şu: kamera bir yere konur, bir şey çerçevelenir, başka bir şey çerçeve dışında bırakılır. Bu seçimlerin toplamı asla nötr değildir. Sadece gösteriyorum diyen görüntü, çoğu zaman en çok gizleyen görüntüdür.

İradenin Zaferi bu dersin en uç kanıtıdır. Film, Nazizmi tartışmaz, eleştirmez, açıklamaz; sadece onu görkemli, düzenli, kaçınılmaz ve güzel gösterir. Şiddeti, terörü, kamu düşmanlarına yönelen zulmü çerçeve dışında bırakır. Gösterdiği kadar, göstermedikleriyle de bir yalan kurar. Ferro'nun yöntemiyle okunduğunda film, 1934 Almanya'sının gerçeğini değil, o rejimin kendini nasıl görmek istediğinin belgesini sunar.

Efsane ve tarih, yeniden

Ferro'nun bir başka kavramı burada da işler: kurmacanın belleğe gerçek olarak yerleşmesi. İradenin Zaferi'ndeki bazı görüntüler öyle güçlüdür ki, bugün bile "Nazizm" denince zihnimizde beliren imgelerin çoğu bu filmden gelir. Yani Riefenstahl sadece bir dönemi kaydetmedi, o dönemin tarihsel hafızadaki görüntüsünü de büyük ölçüde kendisi kurdu. Bir propaganda filmi, on yıllar sonra bile geçmişi nasıl hayal ettiğimizi belirliyor. Görüntünün gücü işte bu kadar uzun ömürlü.

Tehlikeli soru: Teknik ile ahlak ayrılabilir mi?

İradenin Zaferi, film okulu tartışmalarının klasik ikilemidir. Riefenstahl'ın kamera hareketleri, kurgu ritmi, kompozisyon duygusu inkâr edilemeyecek kadar ustacadır; sonraki nesil sinemacıları teknik olarak etkiledi. Peki bir şeyin iyi yapılmış olması, onu savunulabilir kılar mı?

Ferro'nun cevabı hayır, ve tam da bu yüzden onun yöntemi hayati. Filmi teknik bir başyapıt olarak hayranlıkla izlemek, Riefenstahl'ın kurduğu tuzağa düşmektir. Ferro bize güzelliğin masumiyet anlamına gelmediğini öğretir. Bir görüntü ne kadar etkileyiciyse, onu o kadar kuşkuyla okumak gerekir; çünkü etkileyicilik, ikna gücünün başka bir adıdır. İradenin Zaferi'nin dehası, tam da onu bu kadar tehlikeli kılan şeydir.

Bugün neden önemli?

Bu film 1935'te yapıldı, ama dersi hiç eskimedi. Bugün her gün, sadece gerçeği gösterdiğini iddia eden görüntülerle çevriliyiz: haber montajları, kampanya videoları, doğal görünen ama titizlikle sahnelenmiş sosyal medya içerikleri. Hepsi, Riefenstahl'ın icat ettiği temel numaraya başvuruyor: yorumu gerçek gibi, seçimi kader gibi, propagandayı belgesel gibi sunmak.

Ferro'nun Sinema ve Tarih'i bize bu numaraya karşı bir bağışıklık verir. Filmi izlerken sormamız gereken soru hiç değişmez: Bu görüntü bana neyi gösteriyor, ve tam da bunu gösterirken neyi çerçeve dışında bırakıyor? İradenin Zaferi, bu sorunun neden hayatta kalmak kadar önemli olabileceğini gösteren, karanlık ama vazgeçilmez bir ders.

Bu yazının dayandığı kaynaklar

  • Ferro, Marc. Sinema ve Tarih. Çev. Handan Demir. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Özgün: Cinéma et Histoire, Gallimard, 1993. "Haberlerin Eleştirisi: Koşut Tarih" ve "Film, Tarihsel Belge" bölümleri.