Yüzeyin altını kazmak: Yönetmeniyle Crystal Lake üzerine

— Kaynak: Bant Mag

Friday the 13th serisinin uzantısı olan ve HBO Max Türkiye kütüphanesine eklenen Crystal Lake dizisini, yönetmeni Brad Caleb Kane ile masaya yatırdık.

Kısa bir anlığına çocukluğuma dönüyorum. Bir elimde kumanda; diğer elimde çikolatalı süt TV kanallarında gezintiye çıkıyorum. Korkularımın hepsi buralarda saklanmış. Devler, cinler, gecenin karanlığında beliren tuhaf yaratıklar. Bütün bunların arasında bir yerde 13 sayısı beliriyor. Merhaba sevgili çocukluk korkularım, seninle yüzleşmeye geldim. Friday the 13th serisinin uzantısı olan ve HBO Max Türkiye kütüphanesine eklenen Crystal Lake isminde yeni bir dizi karşıma çıktığında, üstelik ekiple röportaj yapma fırsatım olduğunu öğrendiğimde artık korkuları bambaşka kaygılara yönelmiş bir yetişkinim. Çocukluğumdaki korkulara dönme fikri beni heyecanlandırıyor. Belki bu sayede bir süreliğine tekrar çocuk olabilirim.İlk kez Scooby-Doo! ile tanıştığım Linda Cardellini’nin ismini dizide görünce korkularımın yanına çocukluk neşem ekleniyor. Hatırlamak için açtığım Friday the 13th serisi ile evrenin genişliğinde bir süreliğine kayboluyorum. Bu kanlı kamp alanında kaybolmanın tekinsizliği üzerime çökünce Crystal Lake’e hazır olduğumu anlıyorum. Dizinin yönetmeni Brad Caleb Kane, Pamela Voorhees’i merkeze koyarak evrenin kayıp bir parçasını daha puzzle’a yerleştiriyor. Jason’ın kaybından sonraki Pamela ile yüzleşme fikri neresinden bakarsanız bakın iyi bir fikir. Kendimi Crystal Lake’in basın toplantısında bulunca, diziyle ilgili merakım giderek artmaya başlıyor. Linda Cardellini, Pam’i şu sözlerle anlatıyor: “Bence Pam’i anlamanın en önemli anahtarı, yaptığı her şeyin Jason’la ilgili olması. Her şeyin merkezinde Jason var ve yaptığı her şeyi onun için yapıyor. Jason küçükken Pam ile arasındaki bağın ne kadar güçlü olduğunu göstermek çok önemliydi. Evrenin bir hayranı olarak da Jason’ı henüz bugünkü hâline dönüşmemişken, daha küçük bir çocukken görmek de çok güzel. Annesiyle tanıştığımızda aslında ikisinin de nasıl birer canavara dönüştüğünü anlamaya başlıyoruz.”Son cümle, diziyle ilgili oldukça fazla ipucu veriyor. Sonunu bildiğimiz bir hikâyenin sebeplerinde gezineceğiz. Bunu heyecanı kaybettirmeden yapmanın zorluğunu düşünürken basın toplantısı için hazırladığım soru Brad Caleb Kane’e iletiliyor. Şanslı günümdeyim, inanın ben de tam kendi sorumu düşünüyordum.Seyirci bir hikâyenin eninde sonunda nereye varacağını zaten biliyorsa, o yolculuğu nasıl öngörülemez hâle getirirsin? Bu durum, Crystal Lake hakkında bildiğimizi düşündüğümüz şeylerle ve beklentilerimizle oynamanı sağladı mı? Brad Caleb Kane: İlk filmden Pamela Voorhees’in hikâyesini biliyor olsak da hayatının büyük bir bölümü henüz keşfedilmedi. İlk filmdeki olaylara ve oğlunun intikamını yıllar boyunca tekrar tekrar almaya yönelmesine kadar yaşadığı koca bir hayat var. Bu nedenle karakterin o noktaya nasıl geldiğini anlamaya çalışıyorsunuz. İlk filmde tanıdığımız Pamela nasıl biri hâline geldi? Çok şey yaşamış bir kadın olduğu belli. Bir hayran olarak benim de sorularım vardı. Dizinin yolculuğu da tam olarak bu soruların peşine düşmek üzerine kurulu. Basın toplantısında aldığım notlar ile bu soruların peşine düşmek üzere ayrılıyorum. Dizi bölümleri iletildiğinde Brad Caleb Kane ile birebir röportaj yapabileceğimi öğreniyorum. Bunun heyecanıyla diziyi bir günde bitiriyorum. Şimdi aklımda yeni sorular ile yönetmenle baş başayım. Bir filmi izledikten sonra kendine “Ben olsaydım nasıl yapardım?” sorusunu sormayı seven biri olarak ilk sorumu soruyorum.Uzun zamandır bu evrenin hayranı olarak, Friday the 13th filmlerini izlerken hiç “Ben bu hikâyeyi anlatsaydım şöyle yapardım.” dediğin oluyor muydu? Ve Crystal Lake‘i nasıl anlatmak istediğine ilk kez ne zaman karar verdin? Hatırladığın bir an var mı? Brad Caleb Kane: Bu serinin genç bir hayranıyken, bir gün onun hikâye evrenine katkıda bulunabileceğimi, bu büyük hikâyenin bir parçasını anlatabileceğimi asla hayal edemezdim. Bu benim için aynı zamanda bir döngünün tamamlanması anlamına geliyor çünkü bu filmlerle büyüdüm. Sinema sevgimin, korku filmlerine ve slasher türüne duyduğum ilginin başlangıç noktası bu filmlerdi. Dolayısıyla bir gün bu evrende kendi hikâyemi anlatabileceğimi hiç düşünmemiştim. Bu fırsatı yakaladığımda, Crystal Lake’in nasıl bir hikâyesi olabileceğini ve Pamela Voorhees’in geçmişinin nasıl anlatılabileceğini düşünmek gerçekten çok eğlenceli ve yaratıcı bir süreçti. İlk filmin ele almadığı bir şeyi; Jason ile annesi arasındaki duygusal bağın yoğunluğunu keşfetmek istediğimi biliyordum. Pamela’nın ilk filmde gördüğümüz bütün slasher karakterlerinin annesine nasıl dönüştüğünü gerçekten anlayabilmek için bu ilişkiyi ve oğlunun ölümünden yıllar sonra bile neden o kamp alanının peşini bırakmadığını anlamanız gerekiyor. Bunun için aralarındaki bağın son derece yakın ve güçlü olması gerekir. Bu nedenle Pamela’nın dünyasını keşfetmek ve onu harekete geçiren şeyin ne olduğunu anlamak çok keyifliydi. Bu, filmlerde daha önce hiç ele alınmamış bir konuydu. Dolayısıyla bir televizyon dizisi için de doğru bir tercih gibi geldi. Zihnimde Scooby-Doo evreninden kanlı bir kamp alanına düşen Linda Cardelli’nin Pamela karakterine maalesef ve iyi ki çok yakıştığını söylemek isterim. Kimi cast seçimlerinden kendi adıma emin olmamakla birlikte Linda Cardelli’nin nokta atışı olduğunu düşünerek bu seçimin ilerleme sürecini soruyorum. Linda Cardellini ile tanıştığında, onda “İşte Pamela Voorhees” dedirten belirli bir şey gördün mü? Yoksa onu tanıdıkça ve karakter üzerine konuştukça mı doğru kişi olduğunu düşündün? Brad Caleb Kane: Pam rolü için oyuncu seçimi yaparken, özellikle geçmişteki performanslarından dolayı Linda Cardellini’yi istediğimi biliyordum. 30 yıl boyunca rol aldığı bütün işlerde birbirinden etkileyici performanslar sergilediğini gördük; Freaks and Geeks ve ER mesela…Özellikle Dead to Me, “İşte bu!” dediğim projeydi çünkü bu dizide dramadan gizeme, komediye uzanan farklı tonlar bir arada kullanılıyordu. Linda da bu tonların hepsini dengelemeyi gerçekten çok iyi başarıyordu. Dizide, diğer karakterin kocasının ölümünden sorumlu olan kişi kendisi ve bu sırrı saklamak zorunda. Bir yandan da o kişiyle arkadaşlık kuruyor. Linda’nın yüz ifadeleriyle ve oyunculuğuyla ortaya koyduğu nüansları, incelikleri görmek gerçekten etkileyiciydi. Pamela Voorhees için de tam olarak böyle bir nüansa, inceliğe ve oyunculuk yelpazesine ihtiyacımız olduğunu biliyordum. Dolayısıyla Linda’nın bizim Pamela Voorhees’imiz olacağı konusunda hiçbir zaman tereddüt etmedim. Yerinde kullanıldığı zaman gerilimin bütün yükünü sırtlayabilen kanlı sahneler bu dizi için bence oldukça dozunda. Basın toplantısında Cardellini, sahnelerin zorluğunu şu cümleler ile anlatmıştı: “İlk öldürme sahnelerimden birini çektikten sonra sette yaşadığım bir ânı hatırlıyorum. Sahne uzun ve yorucuydu. Karakterin yerde yatan bedenine tekrar tekrar vuruyordum. Bunun için özel bir düzenek kurmuşlardı. Her vurduğumda üzerime kan sıçrıyordu. Aşağıda da bir kamera vardı. Çekimi oldukça uzun tuttular. Muhtemelen hayatımda daha önce hiç bu kadar uzun süre boyunca tekrar tekrar bir şeye yumruk atmamıştım. Bağırıyor, çığlık atıyor, ağlıyor ve fiziksel olarak tükeniyordum. Hem bedenim hem de duygularım daha önce ekranda bir karakter aracılığıyla deneyimlemediğim, belki de hayatımda daha önce hiç yaşamadığım bir noktaya gelmişti. Bir anda bir şeylerin serbest kaldığını hissettim. İnsanların çığlık terapisi sırasında yaşadıklarına benzer bir şey olabilir. Bedeniniz bir şeyleri dışarı bırakmaya başlıyor; duygular, fiziksel gerilim ve daha pek çok şey açığa çıkıyor. Bir anlığına Pamela’nın öfkesini nasıl hissettiğini anladım. Bütün o öfkeyi dışarı atmak ona ne kadar iyi gelmiş olmalı diye düşündüm. Bu deneyim, karakterle geçirdiğim zamanın geri kalanı boyunca bana yol gösterdi. Pamela’nın neden o adrenalin boşalmasına bağımlı hâle gelebileceğini anlayabiliyordum. Belki de bu, ona bir şeyleri kontrol edebildiğini hissettiriyordu. Belki içindekileri nihayet dışarı çıkarabiliyor, gerçek benliğine kavuşuyor ya da kendisine yapılanların intikamını alıyordu. Bu, benim için tamamen beklenmedik ve çok ilginç bir de