Yeniden sahneye: 12 yıl sonra geri dönen Dorian ile konuştuk

— Kaynak: Bant Mag

Yaklaşan buluşma öncesinde basçı Alex Tintaru, gitarist Memet İncili ve davulcu Afşar Yağcıoğlu’yla yeniden birlikte çalmanın heyecanını konuştuk.

2000’lerin ortası. Yerli rock gruplarının televizyonda ve büyük festival sahnelerinde sıkça kendine yer bulduğu zamanlar. 90’ların ikinci yarısında dünya genelinde esmeye başlayan nu-metal rüzgârının Türkiye’deki temsilcilerinden Dorian da ilk albümü Yeniden Hayata ile o yıllarda hayatımıza girmişti. Akılda kalıcı gitar rifflerini elektronik unsurlarla buluşturan buluşturan Dorian şarkıları, Anadolu’ya özgü melodileri de bu karışıma katıyordu. “Bakma Yüzüme” ve “Yeniden Hayata” kliplerinin yanı sıra Yunus Emre dizelerini yorumladıkları “Gel Gör Beni” epey yankı uyandırmıştı. Dorian şarkılarına sinen melankoli, 2014’te yayımladıkları kendi adlarını taşıyan ikinci albümde de müziğin karakterini belirleyen nüanslardan biri olmaya devam etti. Yeniden Hayata’nın 20. yılında, Dorian’ı yeniden sahnede dinleme zamanı. Grup, 12 yıllık aranın ardından 8 Kasım Pazar akşamı IF Performance Hall Beşiktaş’ta dinleyicileriyle buluşacak. İki albümden şarkıların seslendirileceği konserin biletleri burada. Konsere geri sayım sürerken, Dorian üyelerinin arşiv kazısından çıkan kayıtlardan biri de dinlemeye açıldı. 25 yıl önce kaydedilen, Deniz Yılmaz (Kurban) ve Tarkan Mertoğlu’nun (The Ringo Jets) da yer aldığı “Libido” şarkısının demosu geçtiğmiz günlerde ilk kez yayımlandı. Yaklaşan buluşma öncesinde basçı Alex Tintaru, gitarist Memet İncili ve davulcu Afşar Yağcıoğlu’yla yeniden birlikte çalmanın heyecanını konuştuk. Sohbet, Türkiye’de müzik yapmanın değişen koşullarına da uzandı; Dorian cephesinden yakın gelecek planlarına dair bazı ipuçları da aldık. Dorian’a dönme fikri aranızda ilk konuşulduğunda, sizi en çok heyecanlandıran şey ne oldu? Dönüş fikri daha önce de gündeme geldiyse, bu kez gerçekleşmesini sağlayan ne değişti? Memet: Ben bu gruba girdiğimde henüz 18 yaşında gencecik bir çocuktum. Dorian benim için âdeta yatılı bir okuldu. “Okulunuzun kapısından mezun olduktan sonra bir daha ne zaman içeri girdiniz?” diye sorsam sanırım durumu özetlemiş olurum. Buradan edindiğiniz birikimle kendinizi var etmek istediğiniz bambaşka bir hayata atılmak istiyorsunuz; sanırım ara vermemizde bunun da etkisi oldu. Dorian’ın kariyeri, aslında ülkenin içinden geçtiği süreçlerle de büyük paralellikler taşıyor. Yeniden Hayata albümünü çıkardığımız dönemden bu yana Türkiye’de çok enteresan dinamikler yaşandı. O dönem büyük festivallerin ve yabancı grupların ön grubu olarak aralıksız çalan bir ekibe dönüşmüştük. Kendi tercihlerimiz ve kararlarımız elbette bizi zamanla yavaşlattı ama küçük kırgınlıklar da yormaya başlamıştı. Sahneler ve sektörün yapısı da değişiyordu: Dev yaz festivalleri güvenlik gerekçeleriyle ya da başka nedenlerle bir bir iptal edilirken konserler önce kapalı mekânlara, ardından daha küçük kulüplere taşındı. Yanlış anlaşılmasın; samimi sahnelerde çalmak bizim için her zaman çok keyifliydi, çünkü en temelde kendimiz için çalmayı seviyor oluşumuz bizi bir arada tutan asıl şey. Ama Türkiye’de her şeyin kapalı devre, minik markalara dönüşmesini izlemek; bu düzenin moda hâline gelmesi, üzerindeki PR bombardımanları ve bu coğrafyaya özgü “mahallecilik”, müziğin çeşitliliğini yok etmek için mükemmel bir reçeteye dönüştü. Kültür üretimini ve dağıtımını bankaların ya da holdinglerin insafına bırakmanın “kaçınılmaz coşkusu” diyelim… Afşar: Dorian’ın ilk geri dönme fikri geldiğinde tekrar beraber çalıyor olmak ve yeni şarkılar üretmek, beni en çok heyecanlandıran şey oldu. Daha önce ciddi olarak pek gündeme gelmedi, herkes onayladığna göre doğru an ve zaman şu an mis gibi düşünüyorum. Alex: Sevdiğim müziği yeniden birlikte çalacak olmak beni heyecanlandırdı. Üstelik tutar mı, tutmaz mı diye düşünmeden, sadece içimizden geldiği gibi yaptığımız müziği. Aslında tekrar bir araya gelmek ara sıra konuştuğumuz bir şeydi ama herkesin kendi işleri, hayatı vardı. Demek ki doğru zaman bu zamanmış..” Bir süredir provalar ve konser hazırlıklarıyla meşgulsünüz. Yıllar sonra aynı stüdyoda buluşup birlikte çalmak nasıl hissettiriyor? Sizi şaşırtan şeyler oldu mu? Alex: Dorian’la çalmak her zaman çok sevdiğim bir şeydi. Zaten 10-15 yıl sadece beraber çalmadık; neredeyse beraber yaşadık! 🙂 Bu yüzden kimin ne yapacağını tahmin edebiliyorum. Beni şaşırtan bir şey olmadı. Sanki kaldığımız yerden devam ediyoruz. Memet: Aynı odada çalmayı en çok özlediğim ekip, birbirimize çalmayı özlemişim. Dorian’dan sonra hepimiz sanatla ve müzikle bir şekilde temas etmeye devam ettik; fakat birbirimizle kurduğumuz bu garip, başka projelerden pek aynı tadı alamadığımız “his” bana hâlâ şaşırtıcı geliyor. Afşar: Öncelikle şarkıları tekrar çalmayı çok özlemişiz. Beraber çalmanın getirdiği bir heyecan da var. 2026 bir anlamda geri dönüşlerle hatırlanacak bir yıl oluyor. Siz 2000’lerin rock soundlarına yönelik ilgiyi nasıl yorumluyorsunuz? Dorian’ın dönüşünde bunun bir rolü olduğunu düşünüyor musunuz? Memet: Açıkçası sadece Türkiye’de değil; tüm dünyada yaşanan bir hadiseye benziyor. Kalkıp “Çünkü sonradan daha iyi bir müzik yapılmadı” deyip kestirip atmak bence kolay. Meselemizin asla bu olmadığını düşünüyorum; konunun gerçekte ne olduğunu hepimiz gayet iyi hissediyoruz. Sanırım insanlığın yürürken vardığı yeri beğenmeyip, hep birlikte dönüp arkasına, ilk duraklarına baktığı bir zaman diliminden geçiyoruz. İnsanlık ilk defa yaşamın geldiği bu noktadan topluca hoşnut değil gibi. Türkiye’nin yetiştirdiği belki de en nitelikli jenerasyonun, günün sonunda kendi gençliğini özlemesi, özellikle bu ülkede bana son derece doğal geliyor. Burada daha fazla başımıza nelerin geldiğini anlatıp hüzünlenmek niyetinde değilim ama asıl meselenin bu olduğunu düşünüyorum. Evet, Dorian’ın geri dönüşünde de bunun kesinlikle bir etkisi var. Açıkçası bizim, çoğu insanın pek de haberinin olmadığı ikinci bir albüm kaydımız var. O albümü yaparken kendimize son derece güvenli bir alan yarattık ve kimin ne düşündüğünü asla umursamadığımız, özgür bir müzikal seyahate çıktık. Bizim için harika bir kayıt süreciydi; içine Dorian’ın geleceğine dair bolca ümit doldurduğumuz bir çuval diyelim. Ondan sonrasına dair tek hatırladığım şey ise kayıtların masterları henüz bitmemişken kendimizi Taksim Gezi Parkı’nda bulduğumuzdu… Oradan sonra zaten her şey hepimiz için kökten değişti. O yüzden bugün yaşanan bu buluşmayı, dâhil olduğumuz bu jenerasyonun “Hayır, burada böyle kalmamalı” duygusuyla kararlaştırdık diyebiliriz. Afşar: Dünyada ve ülkemizde de rock müziğin tekrar geri dönmeye başladığını düşünüyorum, katkımız olabildiyse ne mutlu bize. Alex: Günümüzde müziğe ulaşmak çok kolay ama insanlar müziği de çok hızlı tüketiyor. 2000’lerde yapılan müzikler ise insanların hafızasında yer etmiş durumda. O dönemde rock müzik dinleyen kuşak, nostaljiyle gençliğinin müziklerini yeniden dinlemek istiyor. Yeni nesil de bizi keşfediyor. Dorian’ın dönüşüne gelince, biraz önce söylediğim gibi bizim için yeniden bir araya gelmenin zamanı gelmişti. Yeniden Hayata benim için fazlasıyla zaman kodlu bir albüm. Şarkılardan birini duyduğum anda lise üniformam beliriveriyor. Siz bugün bu şarkıları dinlediğinizde o yıllara dair neleri hatırlıyorsunuz? Albümle ilişkiniz zaman içinde nasıl değişti? Afşar: Aynı şekilde bize de gençlik yıllarımızı hatırlatıyor, dediğin gibi bir dönemi de yansıtıyor ama bence hâlâ çok özel ve güzel.