Yaşa Takılanlar: Primal Scream - Screamadelica
— Kaynak: Bant Mag
Screamadelica popüler müziğe hâlâ etki eden, elektronik dans müziği ve rock’n’roll’u en cool şekilde birleştirebilmiş yapıtlardan biri.
Rock’n’roll enerjisini acid house, dub ve gospelle buluşturarak 90’lar Britanya müziğinin seyrinde kalıcı izler bırakan Primal Scream albümü Screamadelica, artık 35 yaşında. İlk dinleyişten bu yana neler değişmiş? Şarkıların arasına neler sızmış? Yaşa Takılanlar açtı ve yeniden dinledi. Screamadelica popüler müziğe hâlâ etki eden, elektronik dans müziği ve rock’n’roll’u en cool şekilde birleştirebilmiş yapıtlardan biri, belki de en önemlisi. İlk iki albümlerinde indie pop ve alt. rock arasında gidip gelen ve çok da dikkat çekici bir başarı yakalayamayan grubun acid house ve Madchester atmosferini keşfedip, buna psych sosuyla The Beach Boys, Northern Soul sevgilerini de ekleyerek kendini tamamen yenilemesi* sonucunda 90’larda özellikle Britanya çıkışlı müziğin seyrini değiştiren bir başyapıt. Ondan birkaç ay önce yayımlanan Massive Attack’in Blue Lines’ı ile dönemin dans müziğine saygınlığını kazandıran iki albümden biri de diyebiliriz. Kariyerlerinin gidişatı için önemli bir yol ayrımında altıncı hislerini dinleme cesaretini gösteren grup, prodüksiyonu o zamana kadar DJ’liği ve remiksleriyle tanınan Andrew Weatherall’a bırakarak çok doğru bir seçim yapmıştır. Türlerin cenderesine sıkışmayan geniş müzik zevkleri; farklı dönem ve üsluplardan öğeleri korkusuz, ustalıklı ve oyunbaz bir tavırla bir araya getirmeleri, kapıyı çalmaya başlamış olan elektronik müzik ve indie patlamasına âdeta kılavuzluk eder. İlk dinleyişte hissettirdikleri vs. bugün hissettirdikleri Çıktığı anda radarıma girdiğini söylersem yalan olur. Primal Scream’i 1998 civarları Vanishing Point ile keşfedip yakından takip etmeye başlamıştım. Ama tabii Screamadelica da o aralar birçok yayında 90’ların en iyi albümlerinden biri olarak tezahürat alıyordu sürekli. Çıktığı yıl dinlemek ile sonradan dinlemek arasında bir fark var. 6-7 yıl sonrasında bu albümün açtığı yoldan gitmiş birçok müziğe kulağınız aşina olduğu için aynı şaşkınlığı yaşayamazsınız. Şimdiden bakınca ise hiçbir şeyi değiştirmek istemeyeceğinize eminim. Primal Scream sonraki 35 yılda 9 albüm daha yayımladı. Türler arası bukalemunluk yapmaya devam ettiler ama hiçbiri doğal olarak Screamadelica’nın etkisini yarat(a)madı. Her ne kadar dans edeceksem Happy Mondays’in 1990’da yayımladığı Pills’n’Thrills and Bellyaches’ini her zaman tercih edecek olsam da “Movin’ on Up” kadar insanı yerinden kaldırabilen şarkı da çok sayamayız herhalde. Creation Records’ın** maaşlı tasarımcısı Paul Cannell’in elinden çıkan kapak, müzik tarihinde en aşina olduğumuz görsellerden biridir. Cannell’ın LSD etkisi altında, -ki albümün yaratıcı yakıtları arasında LSD ve ecstacy’nin önemli yer kapladığını da hep söykenir- Creation’ın ofisinde, tavanda gördüğü bir su lekesinden etkilendiği iş, albümün hedonistik, coşkulu ve “çıkıntı” ruhuna çok uyumlu. Bir de tatsız bir not: albümde emeği geçen birçok isim maalesef son yıllarda art arda vefat etti. Prodüktör Andrew Weatherall 2020’de, grubun klavyecisi Martin Duffy 2022’de, gitarist Robert Young 2014’te, geri vokalist Denise Johnson da 2020’de henüz 50’li yaşlarında aramızdan ayrıldılar. Yeri gelmişken bu sihirli ekibi analım. Ödül işlerine çok paye vermesek de genellikle makul tercihlerden oluşan kazananlar listesiyle Mercury Music Prize’ın da 1992 yılında ilk sahibi Screamadelica olmuştu. *Burada farkı görebilmeniz için 2023’te yayımlanan Reverberations (Travelling In Time) BBC Radio Sessions & Creation Singles 1985-86 isimli toplamayı önereyim. Screamadelica’yla yan yana koyduğunuzda bambaşka iki grup dinler gibiyiz. Ayrıca 2021’de albümün 30. yılı şerefine yayımlanan Demodelica da albümün yapım sürecini takip etmek için birebir. **My Bloody Valentine ve Slowdive’ı da bünyesinde bulunduran Creation Records ve kurucusu Alan McGhee’nin birkaç sene sonra Oasis’e de mantıklı bir yatırım yaparak voliyi vurduğunu ekleyelim.