Yaşa Takılanlar: my bloody valentine - loveless

— Kaynak: Bant Mag

“Tarihin en iyi” tanımlamaları çok göreceli ve saçma hâliyle ama loveless’ın tarihin en iyi gitar albümü olma konusunda gayet geçerli bir argümanı var.

Shoegaze’in temel referanslarından biri olmuş, etkisi türün çok çooook ötesine uzanmış my bloody valentine albümü loveless, artık tam 35 yaşında. İlk dinleyişten bu yana neler değişmiş? Şarkıların arasına neler sızmış? Yaşa Takılanlar açtı ve yeniden dinledi. Son birkaç aydaki Yaşa Takılanlar serisi albümlerine denk geldiyseniz, 1991 sonbaharının popüler müzikte yaratıcı anlamda bir zirve olduğunu fark etmişsinizdir. Nirvana, G N’R, Soundgarden, R.E.M., Pearl Jam, Massive Attack, U2… Hepsi de en önemli albümlerini bu mevsimde paylaşmışlardır dünyayla. Şimdiden baktığımızda hepsi de güzel eskimiş çok önemli çalışmalar olarak hâlâ yüceltilmekte. my bloody valentine’ın o mevsimde yaptığı ise bütün bu albümlerden daha önemli olabilir. Gitarı yeniden tanımlayıp, shoegaze’in* ansiklopedik tanımını oturtmuş, bu yolda kendini de kaybetmiştir. loveless müzik evreninde tüm yıldızların sıralandığı o anda belki en kenardaki soluk yıldızdır. Ama günümüze etkisi belki de en parlak odur. Çünkü hâlâ yenidir. İlk dinleyişte hissettirdikleri vs. bugün hissettirdikleri 90’ların sonunda my bloody valentine’ı ilk tecrübe ettiğimde çok içine girememiştim. Evet, ilk şarkı “Only Shadow”un daha ilk saniyelerinde sound, bir “vaay” çektiriyordu insana ama şarkılar, grup Dublin, İrlanda çıkışlı olmasına rağmen o aralar çok yakın hissetmediğim Amerikan indie rock’ını fazla çağrıştırmaktaydı. Müzikal dağarcığımın daha gelişme aşamasında olduğunu hesaba katmalıyız tabii. Yani albüm çıkalı altı – yedi yıl olmasına rağmen müzikal dünyam için hâlâ fazla ileriydi. Daha sonra hep ara ara döndüm çünkü sürekli bir yerlerde karşıma çıkıyordu. Hani o The Velvet Underground hikâyesi gibi. Etkisi o kadar fazlaydı ki artık normal, bir zevk – renk üzerinden dinlenecek albüm muamelesi yapamıyordunuz. Duymanız, anlamanız gerekiyordu. Yaş ilerledikçe yavaş yavaş bende dehasını idrak etmeye başladım hâliyle. Günümüzde de sadece rock, indie, pop veya neredeyse kendi yarattıkları shoegaze’in üzerinde değil ambient, elektronik gibi işlerin de üzerindeki yoğun etkisini çok rahat görebiliyorsunuz. loveless bu nedenle zaman-dışı sıfatına en uygun albümlerden biri. Şimdi bu yazı için “Only Shadow”u dinlemeye başladığımda yine tüylerimin dikildiğini ve ürpertiyi hissettiğimi itiraf etmeliyim. “Tarihin en iyi” tanımlamaları çok göreceli ve saçma hâliyle ama loveless’ın tarihin en iyi gitar albümü olma konusunda gayet geçerli bir argümanı var. Creation Records albümün beş günde kaydedilebileceğini düşünse de bu iş; bir buçuk yıl sürmesi, 19 farklı stüdyo kullanılması ve sürekli değişen stüdyo teknisyenleriyle baya bir yılan hikâyesi durumuna da dönmüş zamanında. Ama soundu düşündüğünüzde de bu çok garip gelmiyor elbette. Grubun lideri Kevin Shields bi nevi Syd Barrett’a dönüşme tehlikesi yaşadı albüm sonrası. Bir dahaki my bloody valentine albümü için 22 yıl beklemek zorunda kaldı insanlar. Ondan beri de 17 yıl geçti. Albümün sounduyla çok uyumlu kapağından da bahsedelim. Genç İskoç yönetmen Angus Cameron’ın elinden çıkan eser; albümde kullanılan Fender Jaguar** ve Fender Jazzmaster model gitarların dijital olarak üst üste bindirilmesi ve pembe bir filtreden geçirilmesiyle oluşturulmuş. Müzikleriyle ile ilgili hiçbir şey bilmeseniz bile bir fikir sahibi olmanızı rahatça sağlıyor sanki. Çok uyumlu. Cameron’ın 1990’dan çektiği Ibiza belgeseli A Short Film About Chilling’i de keyifli nostaljisiyle önerelim. *”Shoegaze”i “Fugazi” gibi telaffuz etme gibi saçma bir alışkanlığa kapıldım. Ama çok eğlenceli. **Kevin Shields’ın Jaguar hayranlığı The Birthday Party ve Rowland S. Howard sevgisi sayesinde başlamış. Başta tamamen şekilsel! 1988’de Creation Records’tan albüm teklifi geldiğinde, arkadaşı Bill Carey’nin önerisiyle onun gitarlarından biri olan 1964 yapımı kırmızı Jaguar’ı eline almasıyla tarih yazılıyor bir nevi. Tremolo kolunun normalden biraz yukarıda olması ona bir fikir veriyor. Bir öğleden sonra Shields’ın, tremolo ile ritim atma şeklinde basitleştirebileceğimiz, glide guitar tekniğini icat etmesi ile gitar soundu sonsuza kadar değişiyor.