Yaşa Takılanlar: Manic Street Preachers - Everything Must Go

— Kaynak: Bant Mag

Müzik tarihinin belki de en acayip hikâyelerinden birinin ev sahibidir Manic Street Preachers’ın 1996 tarihli Everything Must Go albümü. 

Manic Street Preachers’ın Richey James Edwards sonrası ilk albümü olan Everything Must Go artık tam 30 yaşında. İlk dinleyişten bu yana neler değişmiş? Şarkıların arasına neler sızmış? Yaşa takılanlar açtı ve yeniden dinledi. Bir albüm dünya çapında 2 milyondan fazla satan dev başarısını bir anda ortadan kaybolup hâlâ bulunamayan eski gitaristine borçlu olabilir mi? Müzik tarihinin belki de en acayip hikâyelerinden birinin ev sahibidir Manic Street Preachers’ın 1996 tarihli Everything Must Go albümü. Grubun gitaristi ve öne çıkan figürü Richey James Edwards, 1 Şubat 1995 günü ardında iz bırakmadan kayboldu. O güne dek grup üç albüm yayımlamış, akranlarından ayrılan soundları, provokatif şarkı sözleri ve tavırlarıyla de dönemin alternatif müzik sahnesinde kendilerine haklı bir yer edinmişlerdi. Lakin dörtlü kadrolarıyla kaydettikleri son albüm Holly Bible’ın üzerinden birkaç ay geçtikten sonra Edwards sırra kadem bastı. Geri kalan üç üyenin önünde iki seçenek vardı, ya grup dağılacak ya da yola devam edeceklerdi. Tüm risklerine rağmen ikinci yolu seçtiler. Edwards alelade bir gitarist değildi. Gruba ayrıksı soundunu ve karizmasını veren kimya biraz da onun eseriydi. Onun olmadığı bir Manics albümü hayal dahi etmek istemeyen bir hayran kitlesine rağmen grup stüdyoya girdi ve dönemin en başarılı albümlerinden biri olan Everything Must Go ile çıkageldi. Brit-pop’un fırtınalar estirdiği, her hafta yeni bir grubun meşhur edildiği, nefis işlerin yanı sıra işin hafiften cılkının da çıkmaya başladığı bir ortamda bu albüm Galler’den gelen bir tokat gibi girdi listelere. “Bu iş öyle değil, böyle yapılır” der gibi ya da daha amiyane tabirle “bebeleri pistten alalım” babında bir albümdü kendisi. Bir grubun yok oluşun eşiğinden dönüp en büyük rock grupları arasına adını yazdırmasının da hikâyesidir aynı zamanda. İlk dinleyişte hissettirdikleri vs bugün hissettirdikleri Albüm şimdi de o zamanki gibi “büyük” tınlıyor. Bradfield’ın kulakları delip geçen vurguları, yaylıların distortion’lı gitarlarla birleşip hep bir ağızdan söylenesi nakaratlara dökülmesi, sınıf mücadeleleri ve Amerikan emperyalizminin yol açtığı kültür erozyonuna dair lirikler albümün o dönemki akranlarına kıyasla ne kadar farklı bir yerde durduğunu hâlâ hissettiriyor. Yine de benden ziyade müziği kurcalamaya yeni başlamış taze dinleyiciler için ne ifade ederdi, onu merak ediyorum. Richey James Edwards’ın kaybolmasının üzerinden 31 yıl geçti ve kendisine ne olduğu bir muamma olmaya devam ediyor. Arabası popüler bir intihar noktası olan Severn Köprüsü yakınlarında bulunduğu için hayatına son verdiği yönündeki iddialar ağır bastı. Arada geçen yıllarda onu Hindistan, Tayland ve Yeni Zelanda gibi yerlerde gördüğü iddia edenler oldu ama bu hiçbir zaman kanıtlanamadı. Everything Must Go, Q dergisinin okuyucu oylarıyla belirlenen listede tüm zamanların en iyi 11. albümü seçildi. NME ise albümü tüm zamanların en iyi 500 albümü listesinde 126. Sıraya koydu. Melody Maker, Clash ve Kerrang gibi dergiler de albüme benzer listelerde üst sıralarda yer verdi. Richey James’ın ardından tam 11 albüm yayımlayan üçlü rock tarihinin en üretken gruplarından biri anılıyor.