‘Tamamen kariyerime odaklıyım’

— Kaynak: Hürriyet Kelebek

Bu yaz ekranın en dikkat çeken isimlerinden biri. Birkaç hafta önce 13 bin olan takipçi sayısı 1 milyonu geçti. Adına onlarca hayran sayfası açıldı. Ekranda ‘kötü’ denilecek bir karaktere sempati duyulmasını sağladı, sokakta ona “Teoman’a tam kızıyoruz, 5 dakika sonra üzülüyoruz, 5 dakika sonra yine kızıyoruz” dediklerini anlatıyor. Kanal D’nin ‘Daha 17’ dizisinde rol alan Ata Yaşat’la buluşuyoruz. Hayatını, seçmelerden önce parmağının kopma hikâyesini, oyunculuğu ve aşkı konuşuyoruz.

Kanal D dizisi ‘Daha 17’nin çekimleri Bodrum’da devam ediyor. Röportaj için sözleşiyoruz, izin gününde sabah uçağa binip akşam geri dönecek şekilde İstanbul’a geliyor. Not alın, onu birkaç sene sonra daha sık göreceğiz. Sarı saçlarıyla adeta parlıyor. Keskin yüz hatları ve güçlü bir enerjisi var. Oyunculuğa takıntılı. Ata Yaşat’ı yakından tanıyalım... ◊ Bu yaz ekranı etkisi altına alan isimlerden birisin. Çok merak ediliyorsun. Kimsin sen? Ben Ata. 23 yaşındayım. 30 Ağustos’ta 24 olacağım. Kırklareliliyim ama Ankara’da doğup büyüdüm. Babam diş hekimi, annem memurdu. Bir erkek kardeşim var. Hayatım Ankara’da geçti. Şu anda da Bodrum’dayım. Çankaya Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği okuyorum, üçüncü sınıftayım. Geçen seneye kadar da Amerikalı bir yapay zekâ şirketinde bilgisayar mühendisi olarak uzaktan çalışıyordum. Kendime hayatımın böyle ilerlemeyeceğini söyledim. Ve okulu dondurdum, oyunculuk serüvenine tekrardan girdim. Kendimi bildim bileli oyuncuydum. Babam 4-5 yaşında beni tiyatroya yazdırdı. Orada Aslan Kral’ın oğlu Simba’yı oynadım. Sonra küçük küçük tiyatrolarda rol aldım. Ardından günlük bir diziye başladım, Ankara’da çekiliyordu, 8 yaşındaydım. Sonra ‘Sadakatsiz’de üç bölüm rol aldım, ‘Alev Alev’de oynadım. Bir yandan da okulu devam ettirmem gerekiyordu, başarılı da bir öğrenciydim. YKS’de kendimce iyi bir puan aldım ve bilgisayar mühendisliğine yerleştim. Ama fark ettim ki hayatım böyle ilerlemeyecek, ilerletemem. Ben kendimi ful oyunculuğa inandırıyordum. Yani her detayıyla kamera önü, set, sahneler, her şeyi kafamda kurmuştum. Bütün hücrelerimle inanıyordum. Arkadaşlarımla konuşuyor, onları da inandırıyordum. Yani bir anda hayatım çok fazla değişti ama ben zaten içimde bunu yaşıyordum ve arkadaşlarım da “Bunun olacağını biliyorduk” diyor. Sonuçta hepimiz bir karakteriz. Ben buraya Ata olarak geldim. Gerçekte canlandırdığım Teoman karakterinin yaptığı şeyleri yapmam. Ama oyuncuyken her şey olabiliyorum, bu beni çok mutlu ediyor. Bundan sonra da oyuncu olarak çok farklı şeyleri deneyimleyeceğimi düşünüyorum. Bakalım hayat bana ne gösterecek. ◊ Senin yaş grubunda birçok yeni oyuncu hayatımıza giriyor. Sence neden seni izleyelim? Dediğim gibi ben delüzyonelim. Her gece duşa girmeden önce bunların planını kuruyor ve hepsinin olacağını içten içe biliyordum. Kendime çok inandığım için insanların da bana inanacağını düşünüyorum. Bir yandan da oyunculuk konusunda takıntılı olduğumu biliyor ve görüyorum. O yüzden bu konuda belki fark yaratırım. En son izlediğim Türk dizisi ‘İçerde’ydi ve Aras Bulut İynemli’yle Çağatay Ulusoy’u o dizide çok beğenmiş, hayran kalmıştım. Kıvanç Tatlıtuğ’u çok beğeniyorum. Özellikle Kuzey Tekinoğlu karakteri... Onun yüzünden spora başlamıştım. Bunlar benim hayatımda etkili olan oyuncular. İlerideki hedefim insanların hayatında etkili olacak karakterler canlandırmak. ◊ Seni hiç tanımayan birine kendini anlatmak için bir kelime seçsen ne olurdu? ‘Bir dönerciye girdim, fısır fısır konuşmaya başladılar’ ◊ Instagram’da ilk dizi başladığında 13 bin olan takipçin bugün 1 milyon… Doğruyu söyle, biraz havalandın mı? Havalanmadım. Sonuçta insanların sevgisi beni çok mutlu ediyor. Tamam, sosyal medyadaki rakamlar çok güzel, çok keyifli ama sokakta da o sevgiyi görüyorum. Mesela küçük bir çocuk geliyor, sarılıyor, ağlıyor; orada içim gidiyor. Ya da geçen gün bir teyze geldi; “Kavga etme kuzum” dedi, o kadar mutlu oluyorum ki. ◊ Peki, bir şeylerin değiştiğini ve tanındığını ilk nasıl anladın? İlk bölümden sonra Bodrum’da bir dönerciye girdim, fısır fısır konuşmaya başladılar. ‘Daha 17’ dediklerini duyuyordum. Sonra “Yok, o değildir herhalde” dediler. Teoman kelimesini duydum. Beş dakika sonra fotoğraf çektirmeye geldiler. ◊ Sosyal medyada çok iltifat alıyorsun. En ilginç mesaj neydi? Bunu Nesrin’le (Cavadzade) konuştuk; “Anama ana diyesin” yazmış biri, o yoruma çok gülmüştük. Sevdim tabii. İnsanların ilgisi ve sevgisini sevmemek ayıp olur zaten.