Şimdiki Zaman: ybaj147
— Kaynak: Bant Mag
ybaj147, güncel bağımsız müziklere odaklandığımız Şimdiki Zaman köşemize konuk oldu; uyuyup uyanınca (ost) albümünün ardındakileri anlattı.
Erim Yararbaş’ın ybaj147 mahlasıyla yaptığı müziklerde synth katmanları, işlenmiş sesler ve zaman zaman neredeyse ortadan kaybolan ritimler başrolde. Simar Şans’ın Hepimizden Hepinize Selamlar ve Uyuyup Uyanınca filmlerinin müziklerini hazırlayan İstanbullu müzisyen, ikincisinin senaryosunda da pay sahibi. Sahnenin duygusunu doğrudan işitsel dünyaya yansıtmaktan ziyade gördüklerimizin çevresinde dolaşan, kimi anlarda huzursuz ve kimi anlarda da dingin bir at osfer inşa ediyor. ybaj147, güncel bağımsız müziklere odaklandığımız Şimdiki Zaman köşemize konuk oldu; uyuyup uyanınca (ost) albümünün ardındakileri anlattı. uyuyup uyanınca (ost) albümünün ortaya çıkma, yazılma hikâyesini bizle paylaşabilir misin? 2022’de Simar (Şans) ve Zeynep’le (Tavukçu) tanıştığımda üçümüz sürekli buluşup ortak bir şeyler üretmek üzerine konuşuyorduk. Bunun sonucunda ortaya çıkan ilk kısa filmimiz Hepimizden Hepinize Selamlar’ın müziklerini yaptım. Hepimizden Hepinize Selamlar ve Uyuyup Uyanınca birbirinden his olarak çok farklı filmler. Hepimizden Hepinize Selamlar‘da duygusal yoğunluğunun müzikteki etkisi, müziğin filmin duygusallığındaki etkisi dengeli bir etkileşimken Uyuyup Uyanınca’da durum böyle olmadı. Uyuyup Uyanınca’da çoğu zaman sahnede net bir his bile yok. Film yazılma aşamasındayken aklımdaki fikirler, filmle uyumlu olmadı. Ben de özellikle film için yeni motifler yazmaya başladım. Bu albüm hangi sorunun / soruların peşinden gitti? Cevap bulabildi mi? Albümün başlangıç noktası, “Tek bir motifi ne kadar sürdürebilirim ve aynı motif ne kadar farklı anlam ve duyguya yol açabilir?” sorusuydu Basit bir müzikal fikrin ne kadar esneyebileceğini merak ediyordum. Açıkçası bir film için müzik üretirken kendimi hile yapar gibi hissediyorum çünkü müziğin sağlayamadığı kimi şeyleri bazen görüntü kurtarabiliyor. Bu albümü yazarken böyle hissetmek istemedim; bir soundtrack olmasına rağmen filmden de bağımsız bir şekilde var olmasını amaçladım. Üretim pratiğimde generative teknikleri çok kullanıyorum, upuzun kaotik deneyişler sonucu yakaladığım küçücük bir fikrin etrafında dönüyorum. Bu pratiği biraz albüme de yansıtmaya çalıştım. Küçük bir motifle yola çıktım ve farklı sahnelerde aynı müziğin neler hissettirdiğine dair bana çok şey düşündürttü. İlk başta duyduğumuzda pek bir şey anlatmayan melodi, pek çok kez farklı anlarda karşımıza çıktığında bir şeyler anlatmaya başladı. Hatta bazen filmden de fazla anlama sahip oldu. Bu nedenle o tek motif, birkaç motife dönüşmek zorunda kaldı ve aklımdaki sorunun cevabı da bu oldu. 2026’nın şimdiye kadar seni en çok meşgul eden duygusu neydi? Bu kayda sızdı mı? Nasıl? 2026 yılının benim için pek çok ana konusu vardı: Mezun olmak, taşınmak, Uyuyup Uyanınca’nın ilk film konserini yapmak ve iş bulmak. Bu yoğun ve stresli dönem, albümü yapmaya başladığım zaman olan, 2025’in son aylarından beri süregeliyordu. Albümün hem yazılış hem de Film Konseri serisiyle canlı çaldığım dönemine denk gelen bu yoğunluk, oldukça zor duygularla birlikte geldi. Parçalardaki kendi içinde dönen, başladığı noktadan ilerleyemeyen yapı, benim için bu son zamanların gidişatına paralel oldu. Lokal sahnede son dönemde seni heyecanlandıran üretimler, müzisyenler ya da sahne deneyimleri oldu mu? Son zamanlarda çok fazla Zeki Arkun, aisu, Crush!, Aura gibi isimleri dinliyorum. Globalde A.G. Cook, Ninajirachi, Porter Robinson, Frost Children gibi isimler eskiden ayrıksı üretimler yapan prodüktörlerken, şu anda anaakıma üretim yapan ve yön veren isimlere dönüştü. Bu dönüşüme yıllar içinde tanık olmak, beni de lokal sahnede üretilen pop müziği tüketmeye yönlendirdi. Lokal sahnede de benzer bir değişimin yaşanacağını düşünüyorum, umuyorum ve “Neden olmasın ki!” diyorum.