Şimdiki Zaman: 888hz

— Kaynak: Bant Mag

888hz, Şimdiki Zaman köşemize konuk oldu; 2026 yayınları olan “IDM IS EZ” ve “YO DJ!” parçalarının ardındakileri anlattı.

İstanbul çıkışlı prodüktör 888hz, elektronik müziğin en gürültülü ve yüksek tansiyonlu damarlarında şekillenen üretimleriyle dikkat çekiyor. Electro, hard-breaks ve bas müziği eksenindeki ses dünyasını; punk sahnesinden taşıdığı enerji, ses mühendisliği altyapısı ve ağır sub-basslara dayanan prodüksiyon anlayışıyla kuruyor. Bounce etiketiyle yayımladığı işlerin yanı sıra nazire ve başka müzisyenlerle yürüttüğü ortaklıklar, düzenlediği etkinlikler ve kulüp performanslarıyla da İstanbul sahnesinin en hareketli üreticilerinden biri olarak dikkat çekiyor. Haziran 2026’da Blind’da gerçekleşen konserde Model/Actriz öncesinde sahne alan 888hz, Şimdiki Zaman köşemize konuk oldu; 2026 yayınları olan “IDM IS EZ” ve “YO DJ!” parçalarının ardındakileri anlattı. “IDM IS EZ” ve “YO DJ!” isimli şarkılarının ortaya çıkma, yazılma hikâyesini bizle paylaşabilir misin? İlk “IDM IS EZ”nin hikâyesiyle başlayayım. “IDM IS EZ”yi İTÜ MİAM’da yüksek lisans yaparken çok sevgili hocam Reuben de Latour’un verdiği Elektroakustik Kompozisyon dersinin final ödevi olarak hazırlamıştım. O ders benim için çölün ortasındaki bir vaha gibiydi. Bu dersten önce sampling’i biraz hazıra konmak olarak nitelendiriyordum, her sound’u synthesizerlarla kendim dizayn etmekle ilgili bir obsesyonla boğuşuyordum. Sample’lar kullanarak da son derece özgün sonuçlar alınabildiğini bu derste öğrendim. Ayrıca elektroakustik müzik normalde aşina olduğum elektronik müziğe kıyasla çok daha özgür bir yapı kullandığı için beni hiç alışkın olmadığım bir müzik yapma biçimine itti. “YO DJ!” ise çok daha aşina olduğum yöntemlerle ürettiğim bir parça. Bu şarkıyı oluştururken electro, dubstep, drum & bass ve hard-breaks gibi en sevdiğim müzik türlerinin özgün bir bileşimini oluşturmaya çalışıyordum. Biraz maymun iştahlı bir prodüktör olduğum için sevdiğim her müzik türünü icra etmeyi öğrenmek huyumdur. Yıllar önce techno parçalarımda kullanmak için öğrendiğim screech lead synthler, drum & bass geleneğinden öğrendiğim layerlı breakler, electropunk üretirken kullanmayı en sevdiğim noisy sawtooth baslar ve daha nice teknikleri bu şarkıda tek potada eritmeye çalıştım. “YO DJ!” bu şekilde ortaya çıktı. Bu şarkılar hangi sorunun / soruların peşinden gitti? Cevap bulabildi mi? Deneysellik kisvesi altında gizlenen tembelliğe gerçekten tahammül edemiyorum. Birçok müzisyenin / sanatçının da bu tuzağa düştüğünü görebiliyorum. Mükemmelliyetçiliğimizi karşılayabilecek kadar çalışıp gerçekten içimize sinen bir iş çıkartmak oldukça zor bir şey olduğu için “deneysel” teknikler kullanarak suyun bulandırıldığını düşünüyorum. Bunun sonucu olarak parça dinlenmez veya eser anlaşılmazsa, sanatçılar “toplum beni anlamadı / toplum için fazla yenilikçiydi” diyerek kendilerini denklemden rahatça çıkarabiliyorlar. Deneysel teknikler kullanmak müziği dinlenemez kılmak zorunda mı ki? “IDM IS EZ”nin peşinden gittiği soru tam olarak buydu. Bence cevabı da çok net. Zorunda değil ama biraz efor istiyor. Bu sebeple “IDM IS EZ” son derece yapısız ve deneysel başlayıp git gide bir forma bürünüp en vurucu noktasında bitiyor. “YO DJ!”in peşinden gittiği soru ise bambaşka. “YO DJ!”i yazarken kendi janrımı, kendi sound’umu yaratmanın peşindeydim. Bir röportajında Four Tet sanatçıların kendilerine ait bir müzik yaratma yöntemi olmasının öneminden bahsediyordu. O röportaj yıllardır aklımdan çıkmıyor. Özgün bir müziğin, ancak özgün bir üretim yönteminin sonucu olduğunu düşünmeye başladım. Bu yüzden “YO DJ!”i yaparken sadece bana en çok zevk veren vasıtaları kullandım. 2026’nın şimdiye kadar seni en çok meşgul eden duygusu neydi? Bu kayıtlara sızdı mı? 2026 boyunca kendimi biraz anhedonik hissettim. Ne dinlersem dinleyeyim, bana istediğim heyecanı vermedi. Şimdiye kadar hep dönemlerim olmuştu; midtempo, techno, hardgroove ve en son electro bende öyle bir heyecan yaratmıştı. Ancak bir süredir takılı kaldığımı ve nereye ilerleyeceğimi bilemediğimi hissediyordum. Bu sene çıkardığım iki şarkı “IDM IS EZ” ve “YO DJ!”in soundları arasındaki uçuruma bakınca, bu arayışın kayda sızmadığını söylemek mümkün değil, bana sorarsanız. Yalnız bu tatminsizlik benim için harika bir sonuç doğurdu. Zira şimdiye kadar hep arayıp da bulamadığım soundları kendim tasarlayarak tam anlamıyla kendi dinlemek istediğim müziği üretiyordum ve bu denli bir tatminsizliğin sonucu olarak ne duymak istediğimi çok daha net bir şekilde tanımlayabildim. Bu şekilde şimdiye kadar yazdığım şarkılar arasından en sevdiğim, beni en iyi yansıtan, en “ben” olan parçam “YO DJ!” ortaya çıktı. Lokal sahnede son dönemde seni heyecanlandıran üretimler, müzisyenler ya da sahne deneyimleri oldu mu? Takdir ettiğim sanatçılarla tanışmayı ve / veya beraber çalışmayı tercih ettiğim için burada genelde arkadaşlarımı öveceğim. Plak şirketimiz Bounce‘un bir parçası olmadan önce buradan çıkan işler beni çok heyecanlandırıyordu. Gerek Particles’ın parçalarının dünya standardında olması, gerekse Seda Erciyes’in Bataklığımda albümünün prodüktörlüğünü üstlenmiş Valfi‘nin solo projeleri zaten radarıma girmişti. Bununla birlikte partnerim nazire ile üzerine çalıştığımız glitchfolk albümünün gidişatı da beni fazlasıyla heyecanlandırıyor. Kendisi müthiş yetenekli bir şarkı yazarı ve birlikte ürettiğimiz işlerin özgünlüğü sadece Türkiye’de değil; dünya ölçeğinde bile eşine az rastlanır nitelikte.