‘Oynadığım bütün karakterlere yüzde yüz hak veririm’

— Kaynak: Hürriyet Kelebek

‘Merhamet’ dizisiyle tanıdık onu. Ardından ekranlarda yıldızı daha da parladı. Şimdi ‘Daha 17’ dizisinde.  Dilara Aksüyek’le buluştuk, İzmir’den İstanbul’a uzanan hikâyesini, oyunculuğu, projelerini ve aşkı konuştuk: “Aşktan kaçmak mümkün olmuyor ama kurtulmak mümkün.”

İşi neredeyse, hayatını orada kuranlardan. Yedi aydır Kanal D dizisi ‘Daha17’nin çekimleri sebebiyle Bodrum’da. Bu sürede İstanbul’a hiç uğramamış. Dilara Aksüyek’i yakalayınca başlıyoruz muhabbete... ◊ ‘Daha 17’ çekimleri için Bodrum’dasın, yedi ay sonra ilk kez İstanbul’a gelince şehrin kaosu sana nasıl hissettirdi? İyi hissettirdi, özlemişim. Yıllardır burada yaşadığım için o aidiyet duygusunu tekrar hissettim, huzurlu geldi. Bodrum’da çalışırken İstanbul’a sık gidip gelmeme sebebim de yine benimle alakalı. Biraz tuhaf biri olduğum için, işim neredeyse orada bir hayatımın olmasını, oraya bir aidiyet oluşturmayı istiyorum. Şehirlerarası gel-git yaparak çalışma şekli çok bana göre değil. ◊ Bu kadar köklü değişimler yaptığına göre o zaman burada kalan bir aşk yoktu... ◊ 2022’de verdiğin bir röportajda da “Romantik konular beni etkilemiyor. Âşık da olamıyorum” demişsin. Niye böyle? Biraz şakayla karışık söylemiştim ama aşk bana ekseriyetle demokratik bir duygu gelmiyor. İstikrardan, kalıcılıktan son derece uzak bulduğum, güven duygusuyla hiç bağdaştıramadığım için aşk bana çok iyi gelmiyor ve biraz daha mantığımla yaklaşıyorum. Tabii aşktan kaçmak mümkün olmuyor ama kurtulmak mümkün olabiliyor. Dolayısıyla mantıktan uzaklaşmayı sevmiyorum. ◊ Kriterlerin mi çok yüksek? Kaslı olsun, uzun boylu olsun, çok zeki olsun gibi... Benim çok uzun süredir hayatımda biri yok. Çok güzel bir şeye değindin. Gözü güzel olsun, şöyle olsun derken birini gördüğün zaman şimşek çakıyor. Tamamen beyin kimyasıyla dopamin salgılatan bir şey. Ve hakikaten gelip geçiyor. Ama sevgi hissedebilmen için emek veriyorsun. Sevgi oluşan bir şey. O yüzden ona çok saygı duyuyorum. Bir de yalnızlık alışkanlık yapan bir şey herhalde. Kendi hayatımdan memnunum. Zor da bir hayatım oldu. Şimdi onun tadını çıkarmak varken o birine güvenme duygusu beni korkutuyor. Ama ileride acayip bir şey olur bakarız, karşıma öyle biri de çıkmıyor. Birazcık kafası çalışan, biraz duyarlı insanlar ve hassas kalpler için hayat cehennemdir. Ben de kırılgan biriyim. Her zaman bu mesleğe çok âşık oldum, başka hiçbir iş yapamam gibi düşündüm. Ama o kırılgan tarafımı zedeleyen bir meslek bu aslına bakarsan. Genç yaşta bu mesleğe gönül verip, ayakların üzerinde kalıp süreklilik sağlayabilmek bence zor bir şey. O yüzden de şu anda ‘Daha 17’de beni en çok mutlu eden şeylerden biri genç arkadaşlarımın şansının bu kadar iyi olması. Ben o dönem bu kadar şanslı değildim. ◊ Dışarıdan bakan insanların seninle ilgili en büyük yanılgıya düştüğü şey ne? Çok kırılganım, dışarıdan hiç öyle gözükmüyorum. Umursamaz, belki burnu havada duruyorum ama sevgi dolu biriyim. ◊ Kendi kendine kaldığında içinde çözemediğin dertlerin, tasaların neler? Hepimizin hayatta bir sürü hayali var ve bir sürü şeyi de başaramıyoruz. Aslında en önemli şey sürekli şükürde olmak. Biraz kalender olmak... Ben artık kendimde bunu sağlamaya çalışıyorum. Bir de mutluluğu gözümüzde çok büyütüyoruz. Sürekli bir mutlu olma isteği ve çabası var. Oysa bugün mutlusundur, yarın normalsindir, öteki gün mutsuzsundur. Bunların hepsi insana dair haller. ‘BİR DAHA YÜZÜNE BAKMAM AMA GERÇEKTEN DE İYİ OLSUN İSTERİM’ ◊ ‘Daha 17’de canlandırdığın Nuray senin gözünden nasıl biri? Nuray’ı yönetmenimizle konuşup, tabii senaryoya göre, doğaçlama da yaparak o kötü anne durumundan biraz çıkarıp daha eğlenceli bir yere getirdim. Nuray çok zor bir hayat geçirmiş. Küçük yaşta istemediği biriyle evlendirmişler, yaralı bir çocukmuş. Ve bence hâlâ çocuk, büyüyememiş ve ebeveyn olamamış bir kadın. Aynı zamanda da eğlenceli, hayat coşkusunu kaybetmemiş, hayatı yaşamayı isteyen ve anne olamamış bir karakter. Sempatik taraflarını görüyoruz ama onu tam manasıyla anne olarak göremiyoruz. Umarım gerçekten bu travmalarını atlatır. ◊ Sen ona hak veriyor musun, yoksa sadece anlamaya mı çalışıyorsun? Ben oynadığım bütün karakterlere yüzde yüz hak veririm. Çünkü onun bütün yaralarını, bunları ne sebeple yaptığını anlamadan, ona hak vermeden o karakteri iyi bir şekilde canlandıramam. İnsanlar da benden nefret edemez. Dolayısıyla iyisiyle kötüsüyle hepsine hak veriyorum ve kendi içimde bir şekilde anlıyorum onları. Başlarda oluyordu ama şimdi o komik ve sempatik tarafını muhtemelen seviyor izleyici. Mesela küçük çocuklar da enteresan şekilde çok seviyor.