Nereye baksak karşımızda o kocaman gülümseme
— Kaynak: Hürriyet Kelebek
Kariyerinin başlarında bir ‘Acemi Prenses’ken, bu yıl ‘Odyssey’ filmiyle kraliçeliği tattı. ‘Şeytan Marka Giyer’de Meryl Streep gibi bir sinema tanrıçasının yanında rüştünü ispat etti. Yeni filmi ‘Oak Caddesi’nin Sonu’ysa cuma günü vizyona girdi. Üstelik dahası da geliyor… İki erkek çocuğun annesi şu sıralar üçüncü bebeğini bekliyor. Anne Hathaway belli ki durmak bilmiyor.
Bu yıl vizyon takvimindeki filmlerin afişlerine şöyle bir bakarsak 5’inde aynı yüzle karşılaşıyoruz. Gerilim, korku, epik destan fark etmiyor; Anne Hathaway her yerden karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar Hollywood’da pek sevilmediğine dair dedikodular duyuyorduk. Hatta internet ve magazinde onun hakkında ‘Hathahate’ (Hathaway nefreti) diye bir sözcük uydurulmuştu. “Fazla yapmacık”, “Fazla tatlı” deniyor; gülümsemesi ve tavrı ‘sahte’ bulunuyordu. Ama artık güzel oyuncu camianın en çok aranan isimlerinden biri. Hemen ardından gelen gişe devi ‘Odyssey’nin (The Odyssey) bu isimlerin hepsini aynı yerde buluşturmasıysa yılın asıl olayıydı. Ünlü yönetmen Christopher Nolan’ın yaklaşık 1,1 milyar dolar hasılatı deviren mitolojik filminde Hatha- way, İthaka Kraliçesi Penelope’yi canlandırdı. Yabancı basında ünlü oyuncunun performansı epeyce övüldü. The Independent gazetesi “Filmde zayıf halka yok. Ancak asıl göz kamaştıranlar; Hathaway, Morton (Samantha), Theron (Charlize), Zendaya ve Nyong’o (Lupita)” dedi. Eğlence dünyasının ünlü sitelerinden Collider’sa “Anne Hathaway’in canlandırdığı Penelope her bakımdan ‘Odyssey’nin baş kahramanıdır” yorumunu yaptı. Penelope 20 yıl kocasının yolunu gözleyen pasif bir kraliçe gibi görünse de aslında yüzsüz taliplerini parmağında oynatacak zekâya sahipti. Hathaway’in de kariyerinde önemli bir adım oldu. Aslında Hathaway’in oyunculuk kariyerini seçmesi tesadüf değil. 1982 Brooklyn doğumlu olan yıldız New Jersey’de büyüdü. Babası Gerald iş hukuku avukatıydı ama annesi Kate McCauley bir tiyatro oyuncusuydu. Hatta Hathaway’in En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ını almasını sağlayan ‘Sefiller’deki Fantine karakterini zamanında annesi de sahnede canlandırmıştı. Özetle; Hathaway annesinin etkisiyle oyunculuğa başladı. Ünlü oyuncu, Vassar College’da İngiliz edebiyatı okudu, ardından New York Üniversitesi’nin Gallatin Bireyselleştirilmiş Eğitim Okulu’na devam etti. Çocukluğunda Katolik eğitimi almıştı ve hatta rahibe olmayı düşünüyordu. Fakat ağabeyinin eşcinsel olduğunu öğrenince onu dışlayan bir kurumla bağının olamayacağına karar verdi. Bu kadar çok filmde rol alan, sürekli kameraların karşısında gördüğümüz bir oyuncunun magazinden uzak durabilmesiyse şaşırtıcı. 43 yaşındaki Hathaway, oyuncu, yapımcı ve mücevher tasarımcısı Adam Shulman’la yaklaşık 14 yıldır evli. Jonathan (10) ve Jack (6) adında iki oğulları var. Üçüncü bebekleri de yolda. Hatta Hathaway bu haberi haziran ayında Instagram’dan bir video yayımlayarak duyurdu: “Bebeğim, artık seninim.” Hathaway daha önce hamile kalmakta zorlandığından ve yaşadığı düşükten bahsetmişti. İkinci çocuğu Jack’e hamileyken yine sosyal medyadan “Hamile kalma zorluğu çeken herkese şunu söylemek istiyorum: Her iki hamileliğim de kolay değildi” dedi. Şimdi üçüncü bebeğine hamileyken ‘Oak Caddesi’nin Sonu’ filminin prömiyerine göbeğini açıkta bırakan bir crop (kısa üst) ve düşük bel jean’le katılarak hamile modasına ‘yeni bir bakış açısı’ getirdi. İnternette ‘Göbeği sahte mi’ diye yorumlar yazanlar da oldu tabii. Anne Hathaway ve eşiyle ilgili internette dolaşan ilginç bir teori daha var. “Adam Shulman reenkarnasyonla yeniden dünyaya gelmiş William Shakespeare olabilir” deniyor. Bu teorinin dayanağıysa Shulman’ın İngiliz şair Shakespeare’in klasik portrelerine benzemesi. Üstelik Shakespeare’in gerçek hayattaki eşinin adının da Anne Hathaway olması. Hayranlar bu teoriyi “Seni bir sonraki hayatta bulacağıma söz veriyorum” sözleriyle romantikleştirmeyi de ihmal etmiyor. Yıllar önce kafasında tacıyla koşturan o acemi prenses bugün Hollywood’un şüphesiz en sempatik ikonlarından. Bir dönem “Anne Hathaway’den nefret ediyorum” diyenler şu an acaba onun filmleri hakkında ne düşünüyorlar? Sosyal medya linçlerinin klasik örneklerinden birini yaşayan Hathaway’se yaptığı başarılı işlerle onlara güzel bir cevap veriyor.