Ne dinlesek?: beabadoobee, Boy Harsher ve haftanın diğer yeni müzikleri

— Kaynak: Bant Mag

Bu hafta dikkat kesildiğimiz yeni müzikler: beabadoobee, Boy Harsher, Deniz Cuylan, Brek, Just Penelope, Adam Rudolph, Team Dresch, Okvsho, billy gomberg, Emma Ruth Rundle ve dahası.

Bu hafta dikkat kesildiğimiz yeni müzikler: beabadoobee, Boy Harsher, Deniz Cuylan, Brek, Just Penelope, Adam Rudolph, Team Dresch, Okvsho, billy gomberg, Emma Ruth Rundle ve dahası. Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz de burada. beabadoobee, dördüncü albümü Pylon’da gitarların sesini epey açmış. Turneler sırasında ve otel odalarında yazılan 14 parçalık albüm; grunge, midwest emo ve 90’lar alternatif rock’ından besleniyor. Büyümek, eve dönmek, birilerine uzaktan bağlı kalmaya çalışmak ve 20’li yaşların beklenenden çok daha az açıklayıcı olması gibi konuları kankanızla konuşuyormuşsunuz, dertleşiyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Hayley Williams, Turnstile’dan Brendan Yates, Deftones’dan Chino Moreno ve Pinegrove’dan Evan Stephens gibi isimler kayıt boyunca belirip kayboluyor. Pylon öfkeli, biraz da dağınık. Ama tam da bu yüzden sevdiğimiz bir tanıdık gibi. D.U. Ella Curiel, Ethan Cantrell, Theo Erz ve Drew Goforth’tan oluşan Just Penelope ilk kısaçalarının kayıt ve prodüksiyonunu da bizzat üstlenmiş. “Bir verse’ün iyiliği kadar mikrofonu nasıl yerleştirirsek cool bir ses elde edebileceğimiz hakkında da düşündük” diye not düşen grup, ortak müzik serüvenlerine zaten Jacobs School of Music’te tanışıp başlamış. Alternatif ve indie rock sularında süzülmekten hoşlanan, gitar sololarında kafa sallamak isteyenler için birebir. Just Peneleope’nin referansları arasında Interpol, Deerhunter ve Modern Mouse gibi 90’lar ve 2000’ler başlarının ikonik grupları yer alıyor. E.Ö. Caroline Rose, 2014 tarihli ilk albümü I Will Not Be Afraid’den beri çokça farklı kişiliklere büründü, kendini keşfetti ve en son geçtiğimiz sene ipleri aniden eline almaya karar vermiş gibi sadece Bandcamp’te dinlenebilen, şarkıların hepsini kendi yazıp prodüktörlüğünü yaptığı year of the slug ile karşımıza çıktı. Nonbinary müzisyenin indie pop ile başlayan müzik kariyerinde “Calm” ve “Hello Again, Jim” teklileri, artık ağzına geleni söyleyen ve aynı bu inatçılıktaki gitar riffleriyle göz korkutucu ama bir o kadar da hayranlık uyandıran bir tavırla 23 Ekim’de yayımlanacak albümünden gelmeye devam ediyor. T.Ö. Bu albümde türlü türlü his 14 parça boyunca akıveriyor, birbirine tutunmak istiyor, ara sıra çarpıyor. Akış “mazo” ile hiç beklemediğiniz anda ayağınıza çelme takıyor ve birkaç defa yerde yuvarlandırdıktan sonra tekrar elinizden tutup düzlüğe çıkarıyor. Hâliyle üstünüz, başınız, zihniniz birbirine bulaşmış durumdayken katmanlaşmış davulları, yumuşacık vokallerinin eşlik ettiği lo-fi estetiği ile“kapanış”ta bizleri biraz sendeler, düşüncelerimizle ne yapacağımızı bilemez kıvamda bırakıyor Alev Apartmanı. Genelde Brek bir şekilde sakinleştirirdi ama bu yolculukta dinginliği kapı dışarı bırakıyor sanki. Ş.Ö. Perennial’ın yeni albümünü çevirmeye başladığımızda aklımıza ilk gelen sıfat “eğlenceli”! Albüm boyunca da böyle kabına sığmayan, keskin, sinirli ama davetkâr bir kayıt duymanın coşkusunu hissediyorsunuz. Retro bir dans punk albümüne hayır demeyiz! Koleksiyona yaklaşımları hakkında Chad Jewitt şöyle demiş ve bizce albümün uğradığı durakların çeşitliliğini mükemmel özetlemiş: “Modernism fikri, vurucu bir açılışa sahip olmaktı ancak aynı zamanda ‘hızlı garage rock’ kalıbını yıkmak istedik. Biz, eşit ölçüde hem ‘Kick Out The Jams’i hem de ‘Strawberry Fields Forever’ı yazmış olmayı dileyen bir grubuz; dolayısıyla yüksek sesli gitarların olmadığı her yerde davul makinesi, mellotron ve elektrikli piyano var. Gerçek bir teknikolor punk olayı”. E.Ö. Tatlı olduğu kadar sivri dilli, dans ettirirken en hassas noktadan vurmayı da ihmal etmeyen ikili Charlotte Adigéry ve Bolis Pupul, yeni teklisiyle karşımızda. Topical Dancer (2022) ile harika bir dans albümü verdikten sonra, yeni dönem başlangıcını yine sivri köşeli, afacan bir parça ile yaptılar. Yakın zamanda anne-baba olmalarının ardından ortaya çıkan parça, Soulwax dokunuşuyla ilerleyen prodüksiyon ile şekilleniyor. “It Hit Me”, “HAHA”, ”Making Sense Stop” gibi cevherlerden sonra oldukça güçlü bir geri dönüş. Yeni albüm de yolda ama detayları henüz bilinmiyor. D.U. Bu yılın Babylon Soundgarden’ınını pespembeye bulayan Aurora ve Tom Rowlands’ın henüz duyurdukları aynı adlı kısadan ilk parça şen olduğu kadar karizmatik, nabzı yüksek bir tadımlık. 16 Ekim’de salıverilecek beş parçalık EP’yi tanımlayan kavramı “bir ayrıcalık, bir insan, bir cenaze töreni ve bir ritüel; insan doğasının bir parçası ve ihtiyacı” şeklinde betimlerken hepimiz gerçek birer insan olarak kutlanması gerekliliğini de vurgulamış ikili. Parçanın iki farklı versiyonunun yanı sıra COME CLOSER’dan “IN A MINUTE” şarkısının genişletilmiş, 10 dakikalık bir versiyonunu da barındıracak Celebration’dan ilk klibini şöylemesine bıraktık. Z.N.G. Augustus Muller ve Jae Matthews’un yas ve kalp kırıklığıyla yüzleştiği; bunların içinden geçerken yenilenmeye, başka başlangıçlara giden yollar keşfettiği beşinci albümü. Üstelik bu kayıt, çiftin iki yıl önce sonlanan 11 yıllık birlikteliğinin peşinden geliyor. Renklerin biraz daha sıcak yandığı, sözlerin melankoliye kapılsa da karalar bağlamadığı Get Mean, iki parçalık bir ısınmanın ardından grubun ritmik oyunlarına kaldığı yerden devam ediyor. Kimi anlarında gruba yeni ama eğreti de durmayan cinsten groove partileri yakalamak mümkün. Karizmatik riffler, oturaklı synth melodileri, ritimlerin en motoriği, zihinden akan var olmayan montajlar, dans pisti… Albüm, ikilinin hayatında önemli bir dönemeci işaretlemiş ve müziklerine yeni sesler katmış olsa da özünde pek bir şey değişmiş değil. İyi anlamda tabii. Z.N.G. Portland sahnesinin eski gruplarından Team Dresch, 30 yıl sonra yeni bir albümle geri döndü. Gitarist Kaia Wilson’ın geri dönüşlerini “içimizdeki kederi dışarı attığımız, gözlerimiz sonuna kadar açık, hayvanlarla ve doğayla bir olmayı arzulayan; metal-gotik-grunge-punk-rock’n’roll karışımı, kendine has vokal melodilerle dolu, Donna Dresch’in insanı kalbinden yakalayan gitarları, birbiriyle orkestra gibi iç içe geçen bir sürü harika gitar partisi, derin ve hipnotik baslar ve kendi Grammy’sini hak eden davul ustalığı” sözleriyle tarif etmesi, bunun onlar için ne kadar heyecan verici ve duygu yüklü olduğunu anlatıyor. Keza albümün tamamında da bu his capcanlı. Kaldıkları yerden devam ediyor gibi hissettiren Furthermore, grubun eski zamanlarında yarattığı müziğin bir kapsüle hapsedilip taze bir şekilde geri getirilmiş hâli gibi, yıllar geçse de hâlâ çok tutkulu ve asi. T.Ö. Gökçe Coşkun, geçtiğimiz yıl yayımladığı uzunçaları Bir Ada ile başlattığı buğulu atmosferi sürdürmeye devam ediyor. Müzisyenin Can Aydınoğlu ile yıllardır süren müzikal ortaklığının yeni halkası, albüme kıyasla daha puslu, savunmasız ve dalgalı bir yapıya sahip. “Derine”, sizi bir parkta en sevdiğiniz ağacın gölgesinde, yarım kalmış sevinçlerinizde veya anımsadığınızda yüzünüzü dolduran büyük gülüşlerinizde yakalıyor ve o yerden, her bir düşüncenizi yavaşlatarak gün yüzüne demeyelim de açığa çıkarıyor. Öbür yandan Gökçe Coşkun’un meleksi vokali de pürüzsüzce akıp gidiyor. Ş.Ö. Zürih çıkışlı Christoph ve George Kiss kardeşler dördüncü albümleriyle yine bizi yumuşak ve dingin sulara doğru sürüklüyor. Albümde bazı parçalarda vokallerde başkalarından yardım alan ekip yine prodüksiyonu tamamen kendi başlarına yapmayı tercih etmiş. Bu tercih zaten albümün temiz kaydından tutun da miks ve mastering hareketlerine kadar her anda duyuluyor ve hissediliyor. The Cinematic Orchestra ve Jazzanova-vari nu-jazz hareketlerinin dışında albüm zaten açıklamalarda da bahsedildiği üzere çeşitli doğaçlama seanslarının bestelere dönüşmesinden oluşuyor. Bunun getirdiği samimiyet tüm şarkılara yansımış bence ve bu harika bir şey tabii ki. Oldukça rahat bir şekilde dinlenebilen ve müzikalitenin epey yüksek olduğu huzurlu bir yarım saat sizi bekliyor. K.A. 2024’te gelen ikinci albümleri Free Energy ile sükse yapan Los Angeles çıkışlı electronica dörtlüsü Dummy, 16 Ekim’e randevu verdikleri yeni albüm do you love the color of the sky?’dan iki şa