‘Nasıl bir sanrıdır ki bu, kadınlar belli bir yaştan sonra kenara çekilsin... Hayır, çekilmeyecek, çekilmesin de!’

— Kaynak: Hürriyet Kelebek

O Türkiye’nin en yetenekli oyuncularından. Bir süre önce köye yerleşti, hepimizi şaşırttı. Sebebini “Hiçbir şeyin artık özü yok. Kimse, hatta yediklerin bile kendisi gibi değil. Mesela enginar yesen de patlıcan yesen de aynı tat” diye anlatıyor. Sosyal medyadaki esprili videolarıyla da gündemde. Traktör de kullandı, evini de boyadı. Nurgül Yeşilçay şimdi yeni projesiyle karşımızda. Rolü için araba tamircileriyle tanıştı, saçlarını 8 ay boyatmadı. Buluşup yaptıklarını, işini, ilişkisini ve oyunculuk dünyasını konuşuyoruz: “Al Pacino da saçlarını boyuyor ama bizimkiler saçlarını ayakkabı boyasıy...

Bir pazar sabahı izin gününde yeni işinin çekildiği oto tamircisinde buluşmak üzere sözleşiyoruz Nurgül Yeşilçay’la. “Christopher Nolan filmini satmak için bir kanalda yemek tarifi veriyorsa bu dünyada PR yapmak zorundasınız. Bizde en yanlış şey tanıtımı küçük görmek. İşte böyle röportaj vereceksek vereceğiz” diyor. Etraftaki motor yağlarına aldırmadan giyiniyor, poz veriyor. Her zamanki gibi çok güzel ve dobra. Kendimize birer çay koyup başlıyoruz muhabbete... ◊ Bir süre önce Kuşadası, Çınar Köyü’ne yerleştin... Bir de adres vereyim istersen Hakan ama orası değil... Demek yapay zekâya her zaman güvenmeyeceksin. Kuşadası da değil. ◊ O zaman bir köye yerleştin diyelim... Oraya gitme sebebin İstanbul’dan kaçış mıydı yoksa yeni bir başlangıç yapmak mıydı? Aslında İstanbul’un kaos halini, bu kalabalığı, Boğaz’ı seviyorum. Ama bana batmaya başlayan yanı her şeyin ambalajlanmış bir şekilde sunulmasıydı. Hiçbir şeyin artık özü yok. Her şey büyük büyük sunuluyor. Kimse, hatta yediklerin bile kendisi gibi değil. Mesela enginar yesen de patlıcan yesen de aynı tat... Artık insanlar da aynı tat. Ben biraz kaçtım gibi. Yani İstanbul’un bu yapaylığı beni çok yordu, o yapaylıktan en doğalına gideyim dedim. Çok iyi geldi. Çok basit bir şey söyleyeceğim; renkleri bile tekrar sevmeye başladım. Renkli giyinmeyi artık seviyorum, tekrar renk düşünmeye başladım. İnanılmaz bir şey. İnsanın hobilerine zaman ayırması gerekiyormuş. Marangozluktan resme, istediğim her şeyi yapıyorum. Arkadaşların, eşin dostun geliyor. Sohbet, muhabbet... Sonra şunu da düşünüyorum; metropolde yaşamanın bence bedelleri var. Öyle kolay kolay herkes yaşayamaz kardeşim. Yeni açılan yerlere, tiyatroya, sanat fuarlarına gideceksin. Bunları konuşacaksın, eğer bunları konuşmuyorsan metropolde yaşamanın bir manası yok. Sen metropolde köy gibi yaşayamazsın. İstanbul’da da merkeze yakın yaşamak lazım. Bu Londra ya da New York için de böyle. O yüzden bunu yapabilen metropolde kalmalı. Hiç demedim. Şimdi sette bir gün boşum oluyor, koştur koştur köye gidiyorum. ◊ Peki, orada zaman geçirirken şehirde yaşayanlara baktığında ne görüyorsun? Hâlâ çok yapay geliyor. Ezberlenmiş cümleler, doğalında akan bir durum yok. Ama orada her şey doğalında akıyor. Aslında daha önceden sarmıştım, oraya gidince daha da arttı. Sosyal medyaya bayılıyorum, bunu niye kimse anlamıyor. ◊ Ambalajlardan rahatsız oluyorsun, insanların kendilerini en ambalajladıkları yer orası değil mi? Benim hiç ambalajlamadığım tek yer de orası. Yıllardır magazin bir yerden çıkarken sokakta soru soruyor. Onu istediği gibi kesip biçip şekillendirebiliyor... Ama sosyal medya öyle bir şey değil ki. Senin kendi televizyonun var, hiçbir aracı yok. Nasılsan öyle. O yüzden Anthony Hopkins de orada göbek atıyor. Bayılıyorum. ◊ Normalde birçok oyuncu orada en iyi ve cool halleriyle pozlar paylaşıyor ama sen kendinle dalga geçiyorsun, filtresizsin. O rahatlık hangi noktada geldi? Ben her zaman kendimle dalga geçiyorum. 10-15 yıldır o rahatlık gelmişti ama bunu gösterecek mecra bulamıyordum. Bir de genelde hep dram işler oynadım, ‘Ben böyle drama queen (drama kraliçesi) biri değilim’ diyemiyordum. Bu yanlarımı sosyal medyada gösterebildim. ◊ Traktör de kullanıyorsun, toprak da ekiyorsun. Hiç imajımı yerle bir mi ettim diye düşünmüyor musun? Hayır, tek bir imaj olmak zorunda değil, bir sürü imaj var. Yani halkın sevdiği tek bir doğru da yok. Biz sanıyoruz ki tek bir imaj var ve tek doğru var. ‘ROL İÇİN GÜZEL AMA BEN BEYAZLARI BIRAKMAM, BOYATIRIM’