Momoko Gill: Teenage Kicks

— Kaynak: Bant Mag

36. Akbank Caz Festivali konuklarından Momoko Gill, büyürken dinlediği müzikleri ve bu müziklerin üzerlerinde bıraktığı tesiri anlatıyor.

Davulcu, vokalist, besteci ve prodüktör Momoko Gill; Alabaster DePlume, Tirzah ve Coby Sey gibi isimlerle kesişen üretimlerinin yanı sıra Matthew Herbert’la birlikte hazırladığı Clay albümüyle Londra’nın caz ve elektronik müzik çevrelerinde adından söz ettirdi. Şubat ayında Strut etiketiyle yayımlanan ilk solo albümü Momoko’da cazı eski ekol trip hop, R&B ve afrobeat’le buluşturan müzisyen, 27 Eylül Pazar akşamı Yeldeğirmeni Sanat’ta gerçekleşecek konseriyle 36. Akbank Caz Festivali’ne konuk oluyor. Detaylara buradan ulaşabilirsiniz. İstanbul konseri öncesinde Momoko Gill, müzisyenlerin büyürken dinlediği müzikleri ve bu müziklerin üzerlerinde bıraktığı tesiri kurcaladığımız Teenage Kicks serimize konuk oldu. Stevie Wonder – “For Once in My Life” (şarkı)Sly and the Family Stone – “Everyday People” (şarkı) Japonya’da yaşadığım bu dönemde abimin hazırladığı miksteyplerin üzerimde büyük etkisi vardı. Ben müzisyen olmak istediğimi henüz bilmiyorken o çoktan bir müzisyendi. Üzerinde nasıl bir etki bıraktıklarını düşünüyorsun? Stevie Wonder’ın farklı dönemlerinden şarkılar, hayatımın pek çok evresinde bana eşlik etti. Müziğinde ruhundan ışık saçar gibi yayılan büyük bir neşe var. Şarkılarındaki armoniler de özellikle pop müzik için hayli incelikli; yine de genç kulakları bile kendine çekebilecek kadar yalın. İçtenlik, nüans ve aranjmanlardaki ayrıntı özeni… Bunların hepsi bana ilham veriyor. Sly and the Family Stone’un kataloğuna o kadar hâkim değildim ama müziklerinin nasıl bir dünyadan çıktığını bir türlü kestiremediğim için aklımda kaldılar. Sıcak, kendinden emin ve ustalıkla kotarılmış, kendilerine özgü bir oyunbazlıkları vardı. Bu, müziklerini ille de tekrar tekrar dinleme isteği uyandırmıyordu bende. Ama ruhu, biraz gizemine kapıldığım ve varlığından haberdar olmaktan büyük mutluluk duyduğum bir dünyaya açılan kapı gibiydi. Şu an dönüp baktığında hayatının nasıl bir dönemini temsil ediyorlar? Japon devlet okulundan uluslararası bir okula geçtiğim dönemdi. O zamana dek kültürel açıdan epey Japon bir hayat sürmüştüm. Yokohama’da yaşıyor, İngilizce öğrenmek için çok çalışıyor ve eğitimin bütünüyle İngilizce verildiği bir ortama uyum sağlamaya uğraşıyordum. Hayatının bu döneminde senin için önemli olan diğer şeyler nelerdi? Basketbol benim için her şeydi. Durmadan basketbol oynuyordum ama Japon beyzbolunu izlemeyi de çok seviyordum. Shin’ichi Hoshi’nin kısa öykülerinden, Yunan mitolojisinden ve Japon komedi programlarından hoşlanıyordum. Bir yandan da uluslararası okuldaki arkadaşlarımın ilgi duyduğu Amerikan kültürüne ait şeyleri anlamaya çalışıyordum. Aretha Franklin – Live at Fillmore West (albüm)Marvin Gaye – What’s Going On (albüm) Pek emin değilim. Bu noktada California’ya taşınmıştım; kendimi huzursuz ve köksüz hissediyordum. Sanırım içinde bolca hayat ve ortak çaba barındıran soul müzik ayaklarımı yere basmamı sağladı; bir yere ait olduğumu hissettirerek bana dokundu. Üzerinde nasıl bir etki bıraktıklarını düşünüyorsun? Aretha Franklin en sevdiğim müzisyenlerden biri. Bana, onun hissettiği şeyi hissettirmesine bayılıyorum. Bu, hiçbir zaman onun tarzını taklit etme isteği uyandırmadı ama sanırım kendi deneyimlerimi yansıtan sesimle insanlarda bir karşılık bulmak istiyorum. What’s Going On, dünyanın hâline yakılan ağıdı; içinden umut duygusunun geçtiği zengin, güzel ve müzikal açıdan çok iyi düşünülmüş bir biçimde dile getiriyor. Hiç çaba harcamadan insanın kalbine sızan bir zarafeti var. Sanırım ben de çoğu zaman farkında olmadan buna benzer bir şey şekillendirmeye çalışıyorum. Hayatının bu döneminde senin için önemli olan diğer şeyler nelerdi? Kendimi sık sık hardcore dinleyen çocuklarla takılırken buluyordum. Hardcore konserlerine gidiyordum ama orada çoğunlukla gözlemciydim. Birden fazla kültürün içinde büyümüş biri olarak, sosyokültürel bir şeylerin cereyan ettiği ortamları gözlemlemek hep ilgimi çekiyordu. Aslında o sıralarda çok fazla caz dinliyordum ama favorilerimi düşündüğümde, burada yaptığım gibi çoğu zaman soul’a yöneliyorum. Okulda çok sayıda Meksikalı öğrenci vardı. İspanyolca öğrenmekten ve onların California’daki hayatın içinde yollarını nasıl bulduklarını görmekten keyif alıyordum. Basketbol hâlâ hayatımın temel meselelerinden biriydi ama sağlık sorunları yaşıyordum. Bütüncül sağlık yaklaşımlarını, geleneksel Çin tıbbını ve beslenmeyi öğrenmeye epey vakit ayırdım. Wayne Shorter – Juju (şarkı ve albüm)Fela Kuti – Colonial Mentality (şarkı)Dizzee Rascal – Boy in da Corner (albüm)