“Hayatınızı Cehenneme Çeviren Berbat Biri”: George Clooney, Kendisine Saldıran O Yönetmenle Bir Daha Asla Çalışmak İstemiyor
— Kaynak: Beyazperde
George Clooney’nin sektörde bir daha asla aynı ortamda bulunmak istemediği öyle bir yönetmen var ki, adını anarken öfkesini gizleme gereği bile duymuyor.
George Clooney’nin sektörde bir daha asla aynı ortamda bulunmak istemediği öyle bir yönetmen var ki, adını anarken öfkesini gizleme gereği bile duymuyor. David O. Russell, Hollywood’un hiç kuşkusuz en çok tartışma yaratan yönetmenleri arasında başı çekiyor. Sinema dünyasının övgülerine mazhar olan, Oscar ödüllü “Dövüşçü” (The Fighter) ve “Umut Işığım” (Silver Linings Playbook) gibi yapımlara imza atması ya da tam on dalda Akademi Ödülü adaylığı kazanan “Düzenbaz” (American Hustle) ile yakaladığı büyük başarılarla tanınıyor. Hatta kariyerinde beş kez Oscar’a aday gösterilen bu yönetmen, ünlü aktör Christian Bale için adeta vazgeçilmez bir isim. Bale, “Kara Şövalye” üçlemesi nedeniyle Christopher Nolan ile Russell’dan daha fazla çalışsa da, başarılı aktör her fırsatta Russell ile gelecekte çok daha fazla proje üretmek istediğini dile getiriyor. Bale, verdikleri bir röportajda ikilinin sürekli masada yeni bir proje geliştirdiğini, birlikte daha fazla film çekememelerinin tek sebebinin bu fikirlerin finansman bulamaması ya da süreç içinde iptal edilmesi olduğunu dahi belirtmişti. Fakat madalyonun diğer yüzünde Russell’ın karanlık ve son derece rahatsız edici tarafı duruyor. Yönetmenin o dönem 19 yaşında olan öz yeğeni, 2011 yılında fitness antrenmanı sırasında kendisini taciz ettiği iddiasıyla Russell hakkında şikayette bulundu. Yönetmen ise yeğeninin cinsiyet geçiş ameliyatı sonrasındaki göğüs büyütme operasyonuna duyduğu merak nedeniyle bu uygunsuz teması gerçekleştirdiğini kabul etti, ancak bunun karşılıklı rıza dahilinde yaşandığını savundu. David O. Russell’ın adı, sektörde en çok set ortamlarında sergilediği inanılmaz öfke patlamalarıyla anılıyor. Bu durumun en somut örneği, 2004 yılında internete sızan ve sinema dünyasında büyük yankı uyandıran iki dakikalık bir videoyla gün yüzüne çıkmıştı. Söz konusu kayıtta Russell, oyuncu Lily Tomlin’in sürekli değişen yönetmen komutlarından yorulup tepki göstermesi üzerine çılgına dönüyor, aktrise ağza alınmayacak hakaretler savurup hıncını setteki aksesuarları yerlere fırlatarak çıkarıyordu. Daha sonra Tomlin ile aralarındaki buzları eritmiş olsalar ve Christian Bale yönetmenini her fırsatta savunmaya devam etse de, sektördeki diğer pek çok yıldız Russell ile arasına ciddi bir mesafe koydu. Başarılı oyuncu Amy Adams, yönetmenle birlikte gerçekleştirdiği iki çalışmanın ardından sette neredeyse her gün gözyaşlarına boğulduğunu itiraf etti ve artık sabrının taştığını net bir dille vurguladı: “Hayat, filmlerden çok daha önemli.” Adams, bu sözlerle yönetmenle gelecekteki olası tüm ortaklıkların kapısını tamamen kapattı. Tam olarak bu noktada benzer bir isyanı George Clooney de paylaşıyor. GQ dergisine samimi bir röportaj veren Clooney, artık hayatın kendisi için sinemadan çok daha kıymetli olduğunu ve bu sebeple kamera önüne daha seyrek geçtiğini ifade etti. İnsan yaş aldıkça vaktini nereye harcadığına çok daha fazla dikkat ediyor. Bir sinema filminin çekimlerinin yaklaşık beş ay sürdüğünü ve bunun hayatından devasa bir zaman dilimi çaldığını hatırlatan Clooney, geçmişe dönerek Russell ile olan tek ortak yapımını örnek gösterdi: “‘Üç Kral’ (Three Kings) gibi gerçekten çok iyi bir film yapıyorsunuz ama David O. Russell gibi hayatınızı cehenneme çeviren berbat bir adamla uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Üstelik sadece sizin değil, setteki bütün ekibin hayatını zindana çeviriyor. Hayatımın bu noktasında, sırf ortaya kaliteli bir iş çıkacak diye böyle bir eziyete katlanmaya kesinlikle değmez.” Clooney’nin 1999 yapımı “Üç Kral” setinde yaşadığı kâbus dolu anları dile getirmesi ilk kez değil. Ünlü aktör daha önceki açıklamalarında da çıkan nihai filmi çok sevdiğini ancak çekim sürecinin tam bir cehennem olduğunu defalarca vurgulamıştı. Hatta filmin gösterime girmesinden bir yıl sonra, 2000 yılında Playboy dergisine verdiği röportajda bu çekimleri “istisnasız hayatımın tartışmasız en berbat deneyimi” olarak nitelendirmişti. Clooney o dönem yaptığı açıklamada, yönetmenin set çalışanlarına ve figüranlara sürekli bağırıp hakaret ettiğini, artık buna dayanamayarak araya girmek zorunda kaldığını ve durumun fiziksel bir kavgaya dönüştüğünü anlattı. Aktör, tansiyonu düşürmek amacıyla kolunu yönetmenin omzuna atıp “David, sana karşı koyamayacak durumda olan insanları itip kakamazsın, onları aşağılayamazsın.” dediğini aktardı. Russell ise bu uyarıya akıl almaz bir sertlikle karşılık verdi: “Sen önce kendi berbat oyunculuğunla ilgilen. Tam bir pislik gibi davranıyorsun. Bana vurmak mı istiyorsun? Hadi vursana! Hadi korkak tavuk, vur bana!” Russell bu sözlerin ardından Clooney’ye kafa attı. Yönetmenin sonrasında kendisini boğazından yakalaması üzerine Clooney kendi ifadesiyle “tümüyle kontrolü kaybettiğini” belirtti; ancak patlak veren arbedede neler yaşandığının ayrıntılarına girmedi. Yaşanan bu çirkin kavganın ardından Clooney, Russell ile bir daha asla aynı sette yer almayacağına yemin etti. Yıllar sonra verdiği bir demeçte de bu tavrını netleştirdi: “Dürüst olmak gerekirse, eğer bana fazla yaklaşırsa doğrudan suratının ortasına yumruğu yapıştırırım.” Aradan geçen çeyrek asra rağmen Clooney’nin öfkesinin dinmediği ve yönetmeni halen “hayatı cehenneme çeviren berbat biri” olarak gördüğü açıkça anlaşılıyor.