Furious, Spider-Man: Brand New Day ve bu hafta başka ne izlesek?
— Kaynak: Bant Mag
Vizyon ve platformlardan haftalık tavsiyeler: Furious, Spider-Man: Brand New Day, Disco Boy, Batman: Caped Crusader ve dahası.
Vizyon takviminden ve farklı platformların kataloglarından film, dizi, belgesel ve şov tavsiyelerimizi içeren ne izlesek seçkimizde Elizabeth Meriwether imzalı suç gerilim draması Furious, Destin Daniel Cretton ellerinden Spider-Man: Brand New Day, Bruce Timm projesi Batman: Caped Crusader ve çok daha fazlası yer alıyor. Nedir: Dying for Sex, The Dropout gibi kalburüstü projelerin ardındaki zihin Elizabeth Meriwether’in yaratıcısı olduğu sekiz bölümlük suç draması. İlhamını Bob Rafelson’ın 1987 yapımı neo-noir psikolojik gerilimi Black Widow’dan alan dizi, biri dedektif biri seri katil iki kadının öyküsü ekseninde şekilleniyor. FBI ajanı Alice Black, ölümlerin ardındaki örüntüyü görüp Catherine’i yakalamak üzere tehlikeli bir göreve soyunuyor ve zaman geçtikçe farklı açıdan yaklaştıkları intikam ve adalet arayışı, ikilinin hayatları arasındaki keskin çizgiyi silikleştirmeye başlıyor. Neye benzer: Killing Eve küçük ekran, Promising Young Woman uzun metraj alternatiflerinden. Kimler var: Karakterine hazırlanmak için gerçek FBI ajanlarıyla haftalarca gölge çalışması yapan Shameless yıldızı Emmy Rossum ve Say Nothing’le parlayan Lola Petticrew başrolde. Quincy Tyler Bernstine, Jake Lacy, Rob Yang, Scoot McNairy künyenin öne çıkanları. Karena Evans – Brian Kirk ikilisi yönetmen koltuğunu paylaşırken serinin müziklerinde Ariel Marx parmağı var. Nedir: Bir devrin bitişi mi, bir devrin başlangıcı mı? No Way Home’da dünyayı kurtarmak için dostun düşmanın hafızasından kendini sildiren Peter Parker’ın daha önce görmediğimiz türden yalnız, depresif ve savunmasız versiyonu ile karşı karşıyayız. Olayların üzerinden birkaç yıl geçmiş; sıfırdan başlamış, “işini” yapıyor yapmasına ama aklı MJ’de, Ned’de, eski hayatında. Kimliğini gizleyerek New York’u koruyup kollamaya devam ederken üzerindeki ruhsal gerilim pek de parlak olmayan bir fiziksel dönüşümün fitilini ateşliyor ve içinde bulunduğu süreci tek başına yönetmek imkânsız hâle geliyor. Maskeyi takınca olanları değil de maskenin altındakini anlatma gayesi güden Spider-Man: Brand New Day, evrenler arası sürprizler hariç süper kahraman türüne yepyeni bir soluk getirmiyor belki. Ancak odağını karakter gelişimine çevirmiş, duygusal yönden kuvvetli, mizah konusunda tutarlı, aksiyonu bol bu yeni Marvel Sinematik Evreni üretimi sadık kitlesini de tatmin edecek cinsten. Neye benzer: Marvel’ın ruhsal dengesizliği kurcaladığı en iyi işlerinden biri şüphesiz Legion’dı. Süper kahraman mevzusunda ısrarcı olmayanlar, umduğunu Upgrade veya Chronicle’da da bulabilir. Kimler var: Bu kez reji, yine bir MCU işi Shang-Chi and the Legend of the Ten Rings yönetmeni Destin Daniel Cretton’a emanet edilmiş. Oyuncu kadrosunda Tom Holland, Zendaya, Jacob Batalon, Jon Bernthal; yine bir “şüpheli departman müdürü” karakteriyle Tramell Tillman, sürpriz transfer rolüyle Sadie Sink var. Görüntü yönetimi, Wonder Man’den de sorumlu Brett Pawlak’tan. Batman hayranları nezdinde bir kültürel değer, yaşayan bir efsane olan Bruce Timm’in yaratıcısı olduğu animasyon seri, Gotham’ın tanıdık simalarının psikolojisine incelikli bakış vadediyor. Bruce Wayne’in trajedi ile şekillenen, suçluları dize getirip düzeni sağlama personasının derinlikli bir keşfi demek de mümkün. İlk sezon finalinde Wayne’i (Hamish Linklater), türlü kurumu yozlaştırmış mafya patronu Rupert Thorne’u alt etme mücadelesi verirken kontrolü kaybetmenin eşiğinde bırakmıştık. Yeni bölümler hikâyeyi kaldığı yerden ele alıyor. Hem de The Riddler’dan Scarecrow’a, Mad Hatter’a ve nihayet The Joker’a, çok yönlü bir kötü karakter kadrosu ile. Mikrofon başında Ronan Raftery, Matthew Needham, Robin Atkin Downes, Laraine Newman ve dahası… Prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan Sara Dosa belgeseli. İzlandalı yazar Andri Snær Magnason’un, ülkesindeki buzulların yok oluşu ile çok sevdiği dedesi ve büyükannesinin kaybının yası arasında kurduğu metafor ilişkisi üzerinden kayıp temasını işliyor. Magnason, tıpkı su ve insan gibi hâl değiştiren, yok olup gidenleri saklamak için arşivini bir tür zaman kapsülüne dönüştürüyor. Filmin, temelinde iklim değişikliği olsa da istatistiki verilerden çok kaybedilen değerlere odaklandığı söylenebilir: Aile mirası, halk kültürü, bağlılık ve buzullar gibi. Büyüleyici görüntüler bol ödüllü sinematograf Pablo Alvarez-Mesa, müzikler de Dan Deacon’dan. Elektronik müzik ritminden destek alan görselliğiyle dikkat çeken, 2023 Berlinale’de En İyi Görüntü ödülüne uzanan Disco Boy; ekoloji savaşı, kolonyalizm, militarizm gibi konulara vurgu yapan hikâyesiyle bilinmeyene, insan ruhunun karanlığına dalıyor. “Her iki bakış açısını, her iki tarafı da tümüyle keşfeden bir savaş filmi yapmak istedim.” diyen yönetmen Giacomo Abbruzzese’nin sözleriyle “giderek psikedelik, gizemli, şamanik hâl alan” bir deneyim. Mor Ndiaye ve Laëtitia Ky’ın başını çektiği oyuncu kadrosunda Avrupa sinemasının yıldız ismi Franz Rogowski de var. Biçem Kaya’nın Disco Boy üzerine yazısını tek tıkla okumak mümkün. 21 Aralık 1988. Londra’dan New York’a uçan Pan Am 103 sefer sayılı uçak, İskoçya’nın güneybatısındaki küçük kasaba Lockerbie üzerinde infilak ediyor ve 243 yolcu, 16 mürettebat ile 11 Lockerbie sakini hayatını kaybediyor. Bir adalet arayışının gerçek hikâyesini konu eden BBC yapımı altı bölümlük mini seri, olay yerinde bulunanların bu trajik, korkunç terör eylemini bizzat yaşayanların tanıklıklarına dayanarak İskoçya ile ABD’nin faillerin bulunması için yürüttüğü ortak soruşturmayı izliyor. Kadrosunda Connor Swindells, Merritt Wever, Patrick J. Adams, Phyllis Logan, Eddie Marsan, Peter Mullan gibilerinin varlık gösterdiği dizinin müzikleri İskoç post rock efsanelerinden Mogwai imzalı. *The Walking Dead: Dead City – 3. sezon (TV+, 27 Temmuz)