Coyote vs. Acme: Tarihi hesaplaşma

— Kaynak: Bant Mag

Warner Bros.’un rafa kaldırdığı Coyote vs. Acme sonunda vizyonda. Wile E. Coyote’nin ACME’ye açtığı davadan ilk izlenimlerimiz.

Looney Tunes evreninin en istikrarlı kaybedeni Wile E. Coyote, yıllardır kendisini patlatan, ezen ve uçurumdan aşağı gönderen ürünlerin hesabını bu kez mahkemede soruyor. 28 Ağustos’ta vizyon macerasına başlayan Coyote vs. Acme, Coyote’nin kusurlu aygıtları nedeniyle Acme şirketine açtığı davayı canlı aksiyonla animasyonu buluşturarak anlatıyor. Dave Green’in yönettiği filmde Will Forte, Coyote’nin reklam panolarından bulduğu avukatı; John Cena ise Acme’yi savunan eski patronunu canlandırıyor. *Bu yazı henüz Coyote vs. Acme filmini izlememiş olanlar için bazı sürprizleri bozabilir. Günümüzde, Breaking Bad’den aşina olduğumuz Albuquerque, New Mexico taraflarındayız. Şehir içi, şehir dışı geziyoruz. Arada geçmişten, 90’lardan esintiler de gelmekte. Uzun yıllardır açlığını bastırmak için yeryüzünün en hızlı hayvanı olan Roadrunner’ı yakalamaya çalışan Coyote’nin* bu amaçla kullandığı ACME ürünlerinden verim alamaması canına tak etmiştir. Bir gün televizyonda gördüğü avukat reklamı dikkatini çeker ve şirketi dava etmeye karar verir. Bu filmi neredeyse izleyemiyorduk. 1990’da New Yorker’da yayımlanan bir mizah yazısında ortaya çıkan fikir; 2015’te Guardians of the Galaxy serisiyle bildiğimiz yönetmen ve yapımcı James Gunn’ın olaya dâhil olmasıyla ciddiye biniyor. 2023’te de film bitiriliyor. İşin bundan sonrası çetrefilli. Warner Bros. yakın zamanda bir Scooby–Doo filmi ve Batgirl’de de yaptığı gibi filmi yayımlamayıp vergi indirimi sağlayacakları bir zarar olarak göstermeye karar veriyor. Bu konu da oldukça tepki çekiyor tabii. Ardından WB, filmin başka bir şirketten yayımlanmasına razı oluyor ama istedikleri fiyatları veren de çıkmıyor. 2025 başında işe yenice bir bağımsız şirket olan Ketchup Entertainment, filmi 50 milyon dolara satın alıyor. Bunların duyulmasıyla yapım da ACME şirketi ve Warner Bros. arasında bir bağ kurarak “ACME’nin görmenizi istemediği film” sloganıyla ilk fragmanı çıkıyor. Nisan ayında paylaşılan fragman ilk 24 saatte 25 milyondan fazla izlenerek bağımsız şirket çıkışlı aile filmleri kulvarında birrekor kırıyor. 1940’ların sonundan beri Looney Tunes evrenin bir parçası olan Wile E. Coyote ve Roadrunner; diyalogsuz, aksiyona dayalı maceralarıyla belli bir kuşakta her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Kişisel olarak Yosemite Sam ve Tazmanya Canavarı ile beraber o dünyadan en sevdiğim karakterler. Sürekli elinde patlayan dinamitlerden sonra ACME’den hesap soracak olması, âdeta çocukluktan kalma bir uktenin nihayete ermesi ihtimali de bu yazın en heyecan verici işi** olmasını sağladı. Biraz geri kafalı bir yaklaşım olacak belki ama son 25 yılın 3D güdümlü blockbuster animasyon yapımlarından sonra böyle naif, hikâyesi net, epilepsi krizine sokmayan, tadında bırakılmış bir iş izlemek ferahlık veriyor. İşin belli bir kuşak için nostaljik yanı da çok güçlü elbette. Yine de 80 yıl ayakta kalabilmiş karakterlerin zaman dışı bir kalitesi de olmalı herhalde. MacGyver ile dalgasını geçen MacGruber karakteri ve The Last Man on Earth’ten tanıdığımız, SNL çıkışlı Will Forte’nin avukat karakteri filmin çoğunu kaplasa ve sıradan diyebileceğimiz bir performans verse de odağımız her şekilde Coyote ve Roadrunner’da kalıyor, bu önemli. Film yıldızı onlar ve bu değişmiyor. Çok üstünkörü şekilde de olsa ACME üzerinden tekelleşme, kapitalist açgözlülük ve hayvanlar üzerinde deneyler gibi kavramların bu kadar basit ama etkili bir biçimde aile dostu bir filmde yer alması mühim bir olgu. Coyote’nin sonuçsuz kalacağı kesin avlanma maceralarına Sisifos mitiyle gönderme yapılmasını düşününce; ağaç yaşken eğiliyor hakikaten. Uzun aradan sonra ilk kez Türkçe dublajlı bir film izledim. Çizgi film konusunda eskiden beri memleketin güçlü bir yanıdır. Yine fena iş çıkarılmadığını belirtmeli. Filmi The Clash’ten “I Fought The Law” ile bitirmek de güzel bir hareket olmuş Pek sevmediğim bir şey olmadı. Bir WWE efsanesi olan John Cena’nın kadroda yer alması, ABD’de özellikle çocuklar tarafından ne kadar sevildiğini düşünürsek mantıklı; ancak “kötü adam” rolünde oyunculuk performansının yeterli olmadığı açık. Mesela Cruella’daki Emma Thompson gücünde bir karakter filmi çok daha yukarılara çıkarabilirdi. Patronu “iri horoz” Foghorn Leghorn bile sağcı politikacı tavırlarıyla ondan daha etkileyiciydi kötü adamlık konusunda. Gerçek insan karakterlerin sahneyi çizgi olanlara bırakması doğru bir kararken; yer yer fazla klişeleştikleri için bunun kıvamı çok tutturulamamış gibi. Bir de belki Looney Tunes dünyasının en ünlü isimleri Bugs Bunny ve Daffy Duck’ın bir görünüp bir kaybolmaları da biraz baş döndürücüydü. Daha düşük tonlu bir selam çakılabilirdi onlara. Roadrunner’ın mahkemeye geldiği duygusal anların üzerine başka bir şey aramaya gerek yok sanırım. Öncelikle bu bir aile filmi tabii. Çocuk sahibi okuyucularımız onlarla gönül rahatlığıyla gidebilir, kendileri de gayet keyif alabilirler. Ayrıca iki boyutlu çizgi film ve reel dünya birleşimin çok iyi işlediğini düşünüyorum. Hollywood’un motivasyonlarından sual olunmaz tabii ama bu stilin çok iyi çalıştığı, tutacağı ve gerisini gelebileceği kanısındayım. Looney Tunes’un sevilen birçok karakteri var. Bir tek yukarıda da belirttiğim gibi Coyote ve Roadrunner’ın dilsiz olmalarının getirdiği “kolaylıklar” ve filmin “büyük şirkete karşı durma” motivasyonlu hikâyesini tekrarlamak kolay olmayabilir. Bu da Coyote vs. ACME’nin tadını biricik bir tecrübe olarak da bırakabilir damaklarda. Tabii ki Robert Zemeckis’in 1988 tarihli Who Framed Roger Rabbit’ini yazmalı buraya. Coyote ve Roadrunner’ın yer aldığı Space Jam’i de tabii. Bir de nedense Gore Verbinski’nin 2011 tarihli, bir bukalemunun çölde geçen macerasını içeren animasyonu Rango’yu da hatırladım. Gerçek doğada koyotlar (coyote) avlarını kovalarken saatte 60 km hıza ulaşabilmekte, yolkoşanların (roadrunner) ise limiti saatte 40 km. Yani doğru planlamayla Wile E. hedefine rahatça ulaşabilir gibi. Romantizmi bozmak istemezdim ama bunu da yazmadan geçmeyeyim istedim. *İngilizcedeki en güzel telaffuzlu hayvanlardan olabilir. The Simpsons’ın güzel zamanlarında, Johnny Cash’in seslendirdiği bir tanesi Homer’ın ruhsal rehberi olmuştu. Cash’in “coyote” değişi ayrı bir zevktir! **Bu yaz coşkuyla gösterime giren başka mitolojik bir yapıma laf çarpıyorum gibi algılanabilir. Ki doğrudur.