Cheap Genes ile ilk albümü FFFFFELAKET üzerine

— Kaynak: Bant Mag

“Albümün en çok bizim içimize sinmesi gerekiyordu. Bittiğinde sarıldık. İçimize sinmişti.”

G. Ananas, Taner Yücel, Ceren Bettemir ve Ali Can Şalt’tan oluşan Cheap Genes, İstanbul rock’n’roll sahnesinin 2026’daki en sıcak gündemlerinden biri. Geçmiş yıllarda onlarca grup, proje, albüm ve maceraya atılmış dörtlünün ortaklığı, şubat ayından bu yana yayımlanan tekliler ve gerçekleşen ilk konserlerle beklentiyi körüklemişti. “Ha geldi, ha gelecek” diye beklediğimiz 11 şarkılık ilk albüm FFFFFELAKET, 19 Haziran’da nihayet yeryüzüne çakıldı. Cheap Genes, gereğinden fazla açıklama yapma tuzağına düşmeyen bir hikâyecikilik üslubuyla şarkılar yapıyor. Süresi üç dakikayı aşan tek şarkının bulunduğu akış, steril ya da kusursuz olmaktan ziyade bir arada çalan ve bundan son derece keyif alan bir grubun enerjisini muhafaza etmeyi önceliklendiriyor. Şarkılar sanki birbirine omuz atarak ilerliyor. Her birimizin elini verip kolunu kaptırdığı kargaşaların, klasik anlamda yetişkin ol(ama)manın, sapılan yanlış yolların izini sürse de asla karamsarlığa düşmüyor; tökezlemenin hikâyenin ta kendisi olduğu kabulünü geceyi biraz daha uzatma arzusuyla çarpıştırıyor. Grup üyeleriyle hem bu yenice yolculuğu hem de FFFFFELAKET’i ortaya çıkaran atmosferi, koşulları ve tercihleri konuştuk. Albümün lansman konserinin 11 Temmuz’da Karga’da gerçekleşeceğini de hatırlatalım. İnsanlar genellikle karakterlerini, alışkanlıklarını ya da başarısızlıklarını açıklamak için “genlere” başvurur. Peki Cheap Genes nasıl Cheap Genes oldu? “Ucuz genler” fikri size ne ifade ediyor? G. Ananas: İnsanların çöp, dandik, kötü ya da korkunç bulduğu şeyler beni hep heyecanlandırmıştır. Kusursuz olan şeyler hiçbir zaman ilgimi çekmedi. Yüce ilah Divine’ın dediği gibi: “BORN TO BE CHEAP”. Sanırım ucuz zevklerim beni ben yapan şeylerin başında geliyor. Taner Yücel: Cheap Genes biraz kadercilikle dalga geçmek gibi. İnsanlar bazen her şeyi genlere, aileye, geçmişe bağlayıp işin içinden çıkmaya çalışıyor. Bizim için “ucuz genler” kusurları, takıntıları, yanlış kararları ve küçük felaketleri biraz mizahla sahiplenmek anlamına geliyor. Hepimiz farklı yerlerden geldik ama ortak noktamız mükemmel olmaya çalışmamak. Tavuk döner yiyip büyük hayaller kurmak tam bir Cheap Genes mesela! Ali Can Şalt: Enstrüman kayıtları bitmişti. Geriye vokal kayıtları kalmıştı. O aşamada Taner ile Göksu’nun ortak kararı ile “Cheap Genes” ismi önerildi. Ben ilk duyduğumda fikri çok sevdim. Farklı bir kaç fikir daha vardı fakat en ısındığım bu olmuştu. Kendisiyle dalga geçer gibi bir hâlde olması da grubun müzik tarzına uyuyor. Ceren Bettemir: Arızaları ifade ediyor, bizi birbirimizden farklı kılan, düşüp tekrar ayağa kaldıran, biz yapan şey bir yandan da arızalarımız. Cheap Genes biraz da ucube olma hakkı. Hepiniz İstanbul yeraltı sahnesinde uzun süredir farklı gruplarda üretmiş insanlarsınız. Cheap Genes kurulurken özellikle geride bırakmak istediğiniz refleksler oldu mu? Ya da buraya taşıdığınız en faydalı alışkanlık ne oldu? Taner Yücel: En çok bırakmak istediğim şey fazla düşünmek ve kontrolcülük diyebilirim. Daha önce içinde bulunduğum projelerde fikirlerin gereğinden fazla tartışıldığı, şarkıların gereğinden fazla işlendiği dönemler oldu. Cheap Genes’de ise ilk günden beri “şarkı iyiyse fazla kurcalamayalım” yaklaşımı vardı. Kendi adıma da iyi olduğumu düşündüğüm yerde konuşup katkı sunmaya, bilmediğim yerde geri çekilmeye çalışıyorum. Zaten her şeyi kontrol edemeyeceğimizi kabul etmek, hem müzik yapmayı hem de birlikte çalışmayı kolaylaştırıyor. G. Ananas: Uzun zamandır tek başıma müzik yapıyordum. Yalnız olmanın avantajı çok elbette ama her şeye tek başına karar vermek, tek başına çalmak, konserden sonra tek başına eve dönmek biraz acıklı. Birlikte üretmenin, birlikte tepinmenin ve saçma fikirleri birlikte savunmanın verdiği hissi özlediğimi fark ettim. Her şeyi doğru yapmaya çalışmak, kendimi ciddiye almak; maskem, peruğum ve gitarım şimdilik geride bıraktıklarım… Ceren Bettemir: Geride bırakmak istediğim şey anksiyete yaratıyorsa tam aksine çalışır; bir şeylere geç kalmayı geride bırakmak istiyorum örneğin, bu sefer de alarm oluyorum. Yıllar içinde düzgün iletişimin en faydalı alışkanlık olduğunu anladım ve bu alışkanlığı taşımak isterim. Ali Can Şalt: Hepimiz yıllardır çeşitli gruplarda çaldık, çalıyoruz. Bir grubun ya da şarkının fikir aşamasından sahneye çıkana kadar hangi yollardan geçtiğini bu süre zarfında iyi deneyimlediğimizi düşünüyorum. Bu da gereksiz egoları ve zaman kayıplarını hâliyle azaltıyor. Geride bırakmaya çalıştığımız şey belki biraz fazla düşünmekti. Cheap Genes’de ne heyecan veriyorsa onun arkasına hızla takılmaya özen gösteriyoruz. Bu enerjiyi korumaya, hızlı ve içgüdüsel ilerlemesine bakıyoruz. Fakat içeride sıkı bir çalışma disiplininin olduğunu da söyleyebilirim. Bu albümde duyulan seslerin ne kadarı bugüne ait, ne kadarı yıllardır sizle olan ve sonunda doğru yere yerleşen fikirlerden oluşuyor? Ali Can Şalt: Ben kayıt sürecinin baştan sona içindeydim ama şarkıların ilk ortaya çıkış aşamaları konusunda en iyi bilgiyi Taner verebilir. Çoğu onun pandemi dönemi ya da öncesi yaptığı demolardan oluşuyor. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki eski veya yeni olmalarından çok hepsi aynı dünyaya ait. Taner Yücel: Şarkıların çoğu ya The Raws dönemi ya da pandemi öncesi ve esnasında üretilmiş şeylerdi. Sanki sonsuza kadar vokalsiz, sözsüz bir hâlde yanlış bir rafta bekleyeceklerdi. Üzerine sözler, vokaller ve birlikte aranje ettiğimiz düzenlemeler de gelince bambaşka bir hâldeler gibi geliyor. Gerçekten herkesin katkısıyla renklenip doğru rafa konulmuş oldular bence. G. Ananas: Hangisinin eski, hangisinin yeni olduğunu artık ben de kestiremiyorum. Son bir yıldır rüyamda bile bu şarkılarla dolaşıyorum. İçlerinde çocukluktan kalma hisler de var, provada aklıma düşen şeyler de. 10 yıl önce bomboş bir deftere yazdığım tek bir cümlenin dönüp bir şarkının içine yerleştiği de oldu, sözlerin kayıt günü provada ortaya çıktığı da. Bu albüm biraz geçmişten sürükleyip getirdiklerimizle o an yaşadıklarımızın birbirine karıştığı bir yerde. Ceren Bettemir: Bu sesler 10-11 yaşından beri benle olan sesler. Taner grubun fikri ile geldiğinde zaten ne demek istediğini ve burada kendime bir yer bulabileceğimi hissediyordum. Nitekim öyle de oldu. Riot grrrl grubumuz Secondhand Underpants’ten kalan çatlaklık ve gürültülü koro davranışı Cheap Genes’de doğru yere yerleşiyor. Akış boyunca gürültü ve akılda kalıcılık sürekli yan yana duruyor. Bir şarkının ne kadar pürüzlü, ne kadar davetkâr olacağına karar verirken sizi yönlendiren şey ne oluyor? Ceren Bettemir: Canlıda bas çalarken; vokal Ananas, Ali Can’ın bir atağı, Taner’in coşması duygu hâlimi ve çalış jestlerimi çok yönlendiriyor. Bazen yumuşak bir şarkı daha hırçın ya da tam tersi olabiliyor. Albüm ve kayıt bütünlüğü 11 şarkı düşünüldüğünde, sözlerde ve müzikte birçok duygu ve tavırlılık var. Ama tek bir karakter var. Bu karakter yürüyor gibi düşünün, yolda başına gelenler, inişleri çıkışları ve hepimizin hikâyelerine pürüz veya davetine tercüme olan bi karakter. Biz de grup olarak bu karakteri birbirimizden etkilenerek yönlendiriyoruz.