Bir günlük kariyer planı: Dizilerden 6 meslek
— Kaynak: Bant Mag
What We Do in the Shadows, Gibi, BoJack Horseman ve daha fazlasıyla dizi evrenlerinde günübirlik kariyer değişikliği.
Bugün arkadaşımla yaptığımız işler üzerine sohbet ederken “Bu mesleği seçtiğime çok pişmanım ama seçmeseydim daha pişman olurdum.” diye bir cümle kurdu. Bir mesleğin insanı aynı anda hem pişman edip hem de bırakmasına izin vermemesi üzerine biraz düşündüm.Şimdilerde çok sık yürüyüş yapıyorum ve yürüyüş yaparken kendi hayatımdan uzaklaşmak üzerine oyunlar oynamak bana çok iyi geliyor. Son yürüyüşümde, başka meslekler seçseydim hayatımın hangi noktasında olurdum düşüncesiyle üzerime farklı önlükler giyip, bambaşka iş arkadaşları seçtim. Oyun oynarken özgür olmak böyle bir şey ya, istediğim kadar uçmak adına gerçekte var olmayan mesleklere yöneldim. Kendimi bir anda şimdiye kadar izlediğim dizi evrenlerinde garip meslekler yaparken buldum. Oyunumun tek ve basit bir kuralı var; bu meslekleri sadece bir günlüğüne yapabilirim. Bu kural çok önemli, aksi hâlde ben bu yürüyüşün sonunda kaybolabilirim.İsteklerimin daha çok deneyim odaklı olduğunu belirterek beni yargılamanızın önüne geçeyim. Sonuçta bazı şeyleri gerçekten istemekle, onları yalnızca bir günlüğüne deneyimlemek arasında önemli bir fark olduğuna inanıyorum. Benimkisi biraz ikincisi. Siz yine de yargılamak isterseniz yargılayın tabii, buna engel olamam ve bu oyunun içinde tabii ki yargılanmak da var. Hadi başlayalım… Kendimi en başta Guillermo olarak hayal etmek açıkçası bana da sürpriz oldu. On yıldır vampire dönüştürülme sözüyle dört vampirle ev arkadaşı olan ve Nandor’un türlü nazlarını çeken, tuhaf işlerini yapan bir hizmetkâr uzaktan pek mutlu görünmüyor, bunun farkındayım. Ben yine de Nadja, Laszlo ve Nandor ile bir gün geçirmek için Guillermo olmaya razı oldum. Enerji vampiri Colin Robinson şimdilik buralarda değil. Onunla karşılaşmadan günü atlatırsam keyfime diyecek yok, karşılaşırsam da gerçek hayattaki yansımalarından tecrübeliyim. Çok canımı sıkarlarsa, pencereleri açıp eve güneş ışığı yansıtabilirim. Yok, yok! Bu hikâyenin sonu kötü bitmesin, hem Nandor az önce beni vampir yapacağına söz verdi… Bakın bu evren bana hemen umudunu kaybetmemeyi öğretti. İnsan yürüyüş yaparken sık sık ölümü düşünüyor, bunun karanlık bir tarafı yok. Ölümü düşünmek, ölmekten çok hayatın geri kalanını düşünmekle ilgilidir bence.Meslekler ile ölüm konusu zihnimde kesişince de kendimi The Good Place evreninde, İyi Yer ve Kötü Yer için mahalleler tasarlarken buldum. Öncelikle şimdiye kadar hayatıma girmiş herkesi İyi Yer ve Kötü Yer’e yerleştirmek biraz vaktimi aldı. Unuttuklarım olduysa affola.Burada asıl mimar Michael ile karşılaştık, birlikte çalışıyoruz. Yoğurt dondurması dükkânlarının Kötü Yer’de kalması konusunda hemfikir olduk. Kendi sevdiğim yiyecekleri, hobilerimi ve beni mutlu eden her şeyi İyi Yer’e koydum. Benim İyi Yer’imde mutsuz olabilecekler kişileri ise Kötü Yer’e yolladım. Bu biraz acımasızca oldu, farkındayım. Bazı insanların mutluluğu benim mutluluğumla çakışmıyor olabilir ama yapacak pek bir şeyim yok. Oyun benim oyunum. Bakar mısınız, şu kısacık oyundan kendime çıkardığım derse? Ben alacağımı aldım, bu evrenden gidiyorum sana kolay gelsin Michael. Arada bir bana uğur böceği göndermeyi unutma. İzleyenler hatırlar, izlemeyenlere anlatayım… Todd, BoJack’e Disneyland’e gitmek istediğini söylüyor. BoJack ise Todd’u başından savmak için Disneyland’in aslında anne babaların çocuklarını kontrol etmek için uydurdukları bir yalan olduğunu söylüyor. Todd buna inanıyor. İnanmakla kalmıyor; bu eksikliği gerçeğe dönüştürmeye karar veriyor. Ah Todd…Todd’u çok seviyorum ve onun zihnindeki herhangi bir şeyi gerçekleştirmek için işçi arı olmak istiyorum. Aslında tek motivasyonum bu, evet. Todd’u çok sevmek. Orayı olduğundan daha güvenli bir alan yapmak veya bu hayale çökmeye çalışan Mr. Peanutbutter’ı sokmak gibi bir derdim yok. Todd isterse bunu yaparım fakat onun istemediği hiçbir şeyi yapmak istemiyorum. Todd’u sadece dinlemek istiyorum, çünkü yanlış insan tarafından anlaşılacağını sanmak bazen insana sonu kötü biten Disneyland inşa ettirir. Bunu ona söylediğime ve kendime de hatırlattığıma göre yürüyüşe devam edebilirim. Yine sık sık yürüyüşe çıkanlar, özellikle bir derdi olup da kendini sokağa atanlar iyi bilir; bir süre sonra evrendeki her şey sana gönderilmiş bir mesajmış gibi gelir. Gökyüzünde kayan yıldız senin dileğini gerçekleştirmek için, önüne düşen bir kuş tüyü “yanındayız” demek için, onca insan arasından seni seçip yanında mırlayan kedi sana iyi hissettirmek için oradadır. Hepimiz böyle düşünüyoruz değil mi? Yalnız değilim. Yalnız mıyım yoksa? Neyse. Geçenlerde mutsuzluğun dibini sıyırırken yanından geçtiğim bir çift, bir çiçek için “ya ölmek üzere ya da yeniden açıyor” dedi. Bu evrenden bana gelen bir mesaj değilse nedir? Evet, böyle anlarda dünya benim etrafımda dönüyor ve işaretlerin peşine düşüyorum. Bütün bu mistik havanın ortasında da yeni mesleğimi seçiyorum. Büyücülük! Gerçek hayatta da büyücü olduğunu söyleyen bazı insanlar var evet ama biz bilimsel büyücü olmaktan bahsediyoruz efendim… Gibi’deki Bako olmak! İşaretlerin peşine düşmüş olabiliriz ama bilimden asla vazgeçmeyiz! Benim uyku düzenim kötüdür, o yüzden Yılmaz’ın “Saat daha sabah sekiz, büyücüler açılmamıştır” cümlesi de yüreğime su serpiyor. Tek günlük bu yeni mesleğime uykumu almış bir vaziyette gidip İlkkan’ın gönül işleriyle uğraşacağım ve onları gerekli malzemeleri almaları için markete yollayacağım. Soğuk kahve, mürekkep, kimyon, tüyleri yolunmuş tam tavuk… Bako’nun listesi aşağı yukarı bu kadardı. Ben bir de laktozsuz süt isterim, soğuk kahvemi içer bu evrenden iznimi isterim. Çok kolay ve zahmetsiz bir iş günü oldu. Bazen de durup dinlenmek gerekiyor işte. Ben büyüden de olmayanı oldurmaya çalışmaktan da pek hoşlanmam zaten, yakalanmadan kaçayım. Öncelikle Black Mirror evreninde bir gün geçirme fikri beni biraz gerdi fakat ilerlemek için biraz kendimi zorlamam gerekiyor. Elime kısa bir süreliğine telefon aldım ve sosyal medyaya baktım. Oyunumu bırakmadım, hayır. Bu tamamen yeni mesleğim öncesi piyasa araştırması. Sonuçta bir sosyal puan yükseltme danışmanı olacaksam, insanların bugünlerde neye kaç puan verdiğini bilmem gerekiyor. Girmişken bir tane de story atayım. Her şey yeni mesleğim için, gerçekten. Ekran sürem bu hafta altı saat olmuş, eyvah. Pastel renkli yapmacık bir dünyanın içine düştüm. Herkes kibar, mutlu ve birbirini çok seviyor gibi görünüyor. Görünmenin bu kadar önemli olduğu bir yerde, gerçekte nasıl hissettiğinin pek bir önemi yok. Hayır, hayır, Instagram’dan bahsetmiyorum. Black Mirror evrenindeyim, dedim ya. Elimdeki telefonu çoktan bıraktım. Müşterilerimle hisler üzerine konuşmaya başladım, sanırım ilk kez hayali işimden kovulacağım. Kovulmadan hemen bir istifa mektubu yazayım:Sevgili patron, Bu mektubu yazmak benim için kolay değil. Gerçi bir günlük bir işte istifa mektubu yazmak da biraz gereksiz olabilir ama mesleki hayatım boyunca bazı şeyleri ciddiye almam gerektiğini düşündüm. Ben hislerinin içinden geçen biriyim. Müşterilerime hayat puanlarını nasıl yükselteceklerini anlatmak yerine gerçekten nasıl hissettiklerini sormaya başladım. Bunun şirket politikalarına uygun olmadığının farkındayım. Bunu müşterilerinize anlatmaya devam edersem sanırım sistem çökecek. Bu nedenle istifamı sunuyorum. Zaten yarın kendi hayatıma geri döneceğim. Yürüyüşüm bitmek üzere, evime yaklaştım. Bu yüzden son mesleğimi basit bir iş ile kapatmak istedim. Tek amacım tereyağı uzatmak. Hepsi bu! Rick istedikçe tereyağını uzatıp görevimi tamamlayacağım ve eve döneceğim. Yalnız bir saniye… Rick’e neden sürekli “Benim amacım ne?” diye sormaya başladım? Gaddar insafsız Rick, bana sadece tereyağı uzatma amacı vermek yerine neden beni bunu sorgulayan bir robot olarak yarattın? Gördün mü bak, tereyağı uzatıp eve gidecekken yine varoluşu sorgulamaya başladık. Neyse. Bu yürüyüşe de bu yakışırdı. Ben evime vardım, yürüyüşüme eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Şimdi yola çıkmadan önceki hâlimden çok daha iyiyim. Size kendi yürüyüşlerinizde başarılar diler, şöyle veda etmek isterim:“Bilirim ki orada doğanın