79. Cannes Film Festivali: Altın Palmiye hangi filmin hakkı?
— Kaynak: Bant Mag
Sona ermek üzere olan 79. Cannes Film Festivali'nin ana yarışma seçkisinde bu sene hangi filmler, hangi ödüllere daha yakın?
Cannes Film Festivali’nin ana yarışma bölümü pek çok yıl olduğu gibi bu yıl da bazı gedikli yönetmenlerinin dominasyonu içindeydi. Neredeyse tamamını erkeklerin oluşturduğu; Asghar Farhadi, Andrey Zvyagintsev, Cristian Mungiu, Hirokazu Kore-eda, Pedro Almodóvar, James Gray gibi iyi ya da kötü ne çekse soluğu yarışmada alan grubun nadiren yan bölümlerde yer almasından dolayı, yarışmada çok az keşifle karşılaşabiliyoruz. Bu yıl da tablo pek değişmedi ne yazık ki.
Festivalin bazı yıllarında çarpıcı filmlerle dolu bir yarış söz konusu olurken, bazı yıllar yan bölümlerin ana yarışmaya fark attığı bir manzara söz konusu. The Zone of Interest, Perfect Days, Kuolleet lehdet / Fallen Leaves, Kuru Otlar Üstüne gibi filmlerin olduğu 2023 yılı ya da In die Sonne schauen / Sound of Falling’le açılıp Sirāt, O Agente Secreto / The Secret Agent, Affeksjonsverdi / Sentimental Value, The Mastermind ile devam eden geçen yılın tadı hâlâ damaklarda örneğin. Bu yıla geldiğimizde ise yarışmada Ryusuke Hamaguchi, Pawel Pawlikowski, Lukas Dhont gibi isimler dışında her zamanki formunda olan çok az yönetmenin filmini izleyebildik.
Andrey Zvyagintsev’in, ülkesindeki bürokratik çürüme ve faşizmin erkek egemen adalet sistemine nasıl sirayet ettiğini, bir kadının kocasını aldatması üzerinden eski moda bir sinema diliyle anlattığı Minotaur; her ne kadar bana otuz yıl öncesinin bakış açısını temsil eden, hiç de heyecan verici olmayan bir sinema tecrübesi yaşatsa da genel olarak izleyici ve eleştirmenlerden yüksek not alan filmlerden oldu. Film için Altın Palmiye ihtimali bile konuşuluyor ki Zvyagintsev gibi henüz ilk filminden bir başyapıta imza atmış bir yönetmenin bu filmiyle büyük ödüle kavuşması üzücü olur.
Tıpkı Zvyagintsev gibi ilk filmiyle çarpıcı bir başlangıç yapmış László Nemes’in de yine 35 mm çekip gösterdiği İkinci Dünya Savaşı draması Moulin, yarışmanın ortalamanın altındaki filmlerindendi. Dönem filmi açısından bereketli bir yarışma yılıydı. Zira Fransa’dan Notre Salut / A Man of His Time, Polonya’dan The Fatherland, İspanya’dan La Bola Negra ve Belçika’dan Coward filmleri de savaş ya da savaş sonrası yıllarda geçen yarışma filmleriydi.
Asghar Farhadi ve Cristian Mungiu gibi isimler, yıldız oyuncularla bezeli ve kendi sinemasal dünyalarının biraz dışında, formül filmlerle tuhaf kariyer hamleleri yaparken; koca programda hepi topu beş kadın yönetmenin filmine yer bulunabilmesi son derece hüzünlüydü. Yan bölümlerde yer alan Sandra Wollner, Marine Atlan, Clio Bernard, Blerta Basholli gibi kadınların filmleri, ana yarışmada yer işgal eden pek çok erkek yönetmenin filminden kat kat üst seviyedeyken, Cannes’ın bu tuhaf saygınlık hiyerarşisi daha çok can sıkacağa benziyor.
Neyse ki yarışmadaki kuir filmlerin sayısı bu yıl yabana atılmayacak seviyedeydi. Lukas Dhont’un Birinci Dünya Savaşı romansı Coward, iki buçuk saatlik süresinde güçlü prodüksiyonu ile doyurucu bir dönem filmine dönüşen La Bola Negra, Japonya’dan duygu yüklü bir kendini keşif hikâyesi Nagi Notes, epizodik yapısıyla öne çıkan La vie d’une femme / A Woman’s Life ve epey sevdiğim Ira Sachs’ın tahammülfersa bir Rami Malek performansı ve dağınık yapısıyla hayal kırıklığı yaratan The Man I Love’ı; yarışmanın kuir karakterler ekseninde dönen anlatılarını oluşturuyordu.
Oyunculuk kategorilerinde en öne çıkan performanslarda ise Javier Bardem’in baştan sona döktürdüğü ve bu yıl sahneye çıkıp konuşma yapmanın en yakışacağı isim olmasından dolayı da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmasını çok istediğim El ser querido / The Beloved filmi dikkat çekiyor. İlk yarısından sonra filmden bağımsız şekilde salonundan ayrılmak durumunda kaldığım Garance filmiyle Adèle Exarchopoulos, Das geträumte Abenteuer / The Dreamed Adventure filmindeki nadir iyi şeylerden olan Yana Redava, Gentle Monster ve L’inconnue / The Unknown’da da harikalar yaratan Lea Seydoux; En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde iddialı isimler.
Notre salut / A Man of His Time ile Swann Arlaud, Moulin ile Gilles Lelouche, Paper Tiger ile Miles Teller ve Adam Driver Erkek Oyuncu kategorisinde; Soudain / All of A Sudden’ın iki başrolü Virginie Efirq ile Tao Okomato, La vie d’une femme / A Woman’s Life ile Lea Drucker ve Fatherland ile Sandra Hüller de Kadın Oyuncu kategorisinde ihtimaller dahilinde.
Gelelim büyük ödüllere… Benim gönlümden geçen, bu zayıf yarışma yılının en iyi filmi olan Soudain / All of A Sudden’ın törenden Altın Palmiye ile ayrılması. Bu gerçekleşmese de Jüri Büyük Ödülü cya da Jüri Özel Ödülü için iddialı bir film bana kalırsa. Notre salut / A Man of His Time, Minotaur, Fjord, Coward gibi filmlerin bu yılki jüriden irili ufaklı çeşitli ödüller kapacağına inanıyorum. La Bola Negra ve The Beloved da çeşitli ödüllerde karşımıza çıkarsa şaşırmayacağım.
Histoires parallèles / Parallel Tales, Hako no naka no hitsuji / Sheep in the Box, The Man I Love, Hopeu / Hope ve Histoires de la nuit / The Birthday Party gibi çok zayıf filmler herhangi bir ödül kazanırsa gerçekten üzücü olur. Almodóvar’ın Amarga Navidad’ı ile Jeanne Herry’nin Garance’ının ödül şansını da hayli düşük görüyorum.